AŞK KORKAKLARI

Konu, 'Genel Bölüm' kısmında bluedream tarafından paylaşıldı.

  1. bluedream

    bluedream Daimi Üye

    AŞK KORKAKLARI

    Aşk ayaklarınızın ucuna kadar geliyor ama kaçıyorsunuz. Çünkü görmüyorsunuz. Çünkü “acıların tiryakisi olmuşsunuz” içinizdeki acılarla yaşamak kolayınıza geliyor.

    Herkes kendince bir şeyler yaşıyor. Yaşarken acılarla da karşılaşıyorsunuz kuşkusuz. Hatta bazen “ Ben öyle çok acı yaşadım ki…” bile diyorsunuz. Yaralar açılıyor içinizde. Her yara kendi acısını besliyor. Siz unutmayasınız diye yaralar acılarınızı büyütüyor, kapatamıyorsunuz yaralarınızı. Kapatmaktan korkuyorsunuz. Çünkü yaranızı kapatmazsanız, kurcalamazsanız, deşmezseniz acılarınızla yüzleşemezseniz, bir daha yara almamayı, acı duymamayı umuyorsunuz.

    Acıyı kanıksamak

    Acıyla yaşarken, hatlarınızın daha hafif geleceğini sanıyorsunuz. Öyle bir an geliyor ki, hataların ve onların açtığı yara hayatınızın bir parçası haline geliyor. Kanıksıyorsunuz acıları. “Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum” diyerek ruhunuza aykırı gelen bir hayat felsefesi oluşturuyorsunuz. Bir de bakıyorsunuz ki artık hiçbir şey acıtmıyor içinizi. Çünkü acı siz oluyorsunuz. Acı sizi acımasız yapıyor. Kendinize olduğunuz kadar başkalarına da acımasız oluyorsunuz.

    Aşk yanı başınıza kadar geliyor ama acıyı kanıksamışsınız ya, duymuyorsunuz sesini, görmüyorsunuz. Çünkü aşkın gücü sizi aşıyor. Sizi daha da güçsüz bırakmasından endişe ediyorsunuz. Ve kendi kendinizi telkin ediyorsunuz.

    Aşk bencildir istenmediği yerde durmaz.ben istemiyorsam çekip gider. Güvenmemeliyim. Herkes yalancıdır. Zaten aşk da yalandır. Kovduğunuzu sanıyorsunuz aşkı. Oysa asıl kovduğunuz kendi ruhunuz. Başkalarının sizi sevdiğini unutun ve şöyle düşünün. Acaba siz gerçekten kendinizi seviyor musunuz.? Sevgi başkalarının dışardan size verecekleri bir şey değil. Sevgiyi önce kendi içinizde büyütmelisiniz, sabırla ve inatla. Ancak sevgi şar içinizin kanayan yaralarını. Çünkü sevgi içinizin ta kendisidir.

    Kendinizi yargılayın

    Size acı veren her şeye dayanma gücünü yüzleşme cesaretini ve her şeyden önce yaşamın ta kendisini veren yine sevgidir, aşktır. Aşkın size uzanan ellerine bir bakın. Kendinizi görün o ellerde kendinizi dipsiz kuyulara terk etmeyin. Kendinizi yargılamaktan kaçmayın. Kaçmak hiçbir şeye çözüm değil. Her kaçışınız yeni yeni acılar biriktirerek dönüyor ruhunuza. Acılarınız vücudunuzla sınırlı kalsaydı her şey daha kolay olurdu. Oysa içinize işliyor. Bu tahribatın vücudunuza yarattığı fırtınayı dindirebilir misiniz?

    Küsmeyin içinizdeki sevgiyi küstürmeyin. Küskünlükler değil mi sizi asıl yaralayan.? Yüzlerinize yalan kokan gülücükler saklamayın. Sevgi yanı başınıza kadar gelmişse ve aldırmamışsanız işte o zaman yalnızsınız.

    Ne kötüdür yalnız kalmak. İçinizden birikerek artan yalnızlığın acısını eksik heyecanlarla gidermeye başlarsınız. Bir türlü anlayamazsınız neyin eksik olduğunu. Eksikliğin ürkütücü yüzleşmesinden kaçmak için daha değişik tatlar arar bedeniniz. Ruhunuza yaşattığınızı sandığınız her yeni heyecan bir öncekini aratır olur. Bir gece vakti çıkmaz bir sokakta , devrilmiş çöp bidonlarının arasında bulursunuz kendinizi günün birinde. Ne zamanın, ne yerin önemi kalır. Kaybettiğiniz gülleri çöplerin arasında bulursunuz.

    Maskesiz olun

    Küçük kaçışlar yaşadığınızı ve böylece kurtulduğunuzu zannederken her seferinde kucağına atlıyorsunuz acıların. Kimse sizi zorlamıyor üstelik, bunu özgür sandığınız iradenizle yapıyorsunuz. Çünkü böylesi daha kolay diye düşünüyorsunuz. Acı çekmektense acını kendisi olmak daha kolay sanıyorsunuz. “ o zaman kimse ve hiçbir şey acı veremez, ben acının safında olduğum sürece” diyerek kendinizi kandırıyorsunuz.

    Bırakın kandırmaların durgun yalancılığında yüzmeyi. Bir kez, ama en önemlisi son kez yüzleşmenin sarsıcı acısından kaçmayın. Sevginin aşılması güç duvarları arasında sizde yerinizi alın. Tüm benliğiniz, bedeniniz ve ruhunuzla. Tatminsiz sevgi yalanına kanmayın. Yalnızlığınızı, çıplaklığınızı ve hala kalmışsa içinizde henüz küstürmediğiniz svegi pırıltılarını ve tüm gerçekliğinizle kendinizi paylaşın. Sevginin, koşulsuz, ön yargısız, maskesiz, yalansız çıplaklığı sarsın ruhunuzu.

    ALINTI
     
  2. bluedream

    bluedream Daimi Üye

    AŞKA HAYIR DENMEZ

    Aşkı planlayabilir misiniz? Aşık olacağınız zamanı önceden kestirebilir misiniz? Peki aşkınızın kime yöneleceğini? Siz yüreğinizi aşklara kapatırken zaman geçip gidiyor. Elinizde de koca bir hiç kalıyor.

    Aşka set çekip, ' Şu aralar aşka ayıracak vaktim yok'' diyenler. İnsanın 'Nasıl yani?'diye sorası geliyor. Aşka vakit ayıramamakta ne demek? Günlük iş planı yapar gibi mi olacak yani? 'Dur önce evi temizleyeyim, ardından işe gideyim, elektrik, su telefon faturalarını yatırayım sonra da aşık olurum' mu diyeceksiniz? Yok böyle bir şey...

    Huzur mu? Aşk mı?

    Huzurunu bozmak istemeyen insanlar vardır birde... çünkü sarp ve zorludur aşkın yolları. Çok şeyi göze alacaksınızdır kuşkusuz. Aşk sizi darmadağın edebilir. Bütün düzeniniz bütün hayatınız bir anda değişebilir. Uykusuz geceler, iç sıkıntıları, kıskançlıklar, yürek çarpıntıları, göz yaşları ve hiç dinmeyecek bir özlem yapışır yakanıza.

    Durup dururken ağlamaya başlarsınız. Hayatın hep komik yanlarıyla ilgilenirken bir alınganlık peydah olur. Her şeye bir anlam yüklemeye , ortaya söylenmiş sözleri üzerinize almaya başlarsınız.

    Ya korkular... Uzak kalmaya dayanamazsınız. Bir tek günü bile onsuz geçirmek işkence gibi gelir size. İmkansızlıklar, umutsuzluklar birbiri ardına sıralanıp durur. Aşktan sadece huzur ve zevk bekliyorsanız, yanlış yoldasınız. O zaman mevsimleri bile olmayan bir dünyaya sığınmanız daha iyi olacaktır.

    Orada istediğiniz huzuru bulabilirsiniz belki ama ne gülüşünüz tamdır, ne de mutluluğunuz.

    Gerçek aşk olayı

    Birde gerçek aşkı arayanlar var. Aslında bu aşkı kategorilere ayırmaktan başka bir şey değil. 'Gerçek Aşk' diye bir kavram varsa, ' gerçek olmayan aşk' ' sahte aşk' gibi kavramlarda olmalı. Bir de 'temiz aşk' kategorisi var. Peki 'kirli aşk' nasıl olacak o zaman?

    Aşka yüklenen bu sıfatlar aslında insanların taşımaktan hoşlanmadığı sıfatlar. Aşkın gidişatını davranışlar belirlediğinden ' gerçek' yada ' sahte' olanlar işte bu davranışlardır.

    Kandırmanın, yalanın, sahtekarlığın, iki yüzlülüğün ve bunların benzeri onlarca sının tek sorumlusu insandır. Ve biz, insanlara konduramadığımız bu sıfatları büyük rahatlıkla aşka yapıştırabiliyoruz. Birini sevebilmenin en önemli koşulu kendini sevebilmektir. Kendini sevmeyen insanların başkasını verecek sevgisi yoktur. Kendini seven insanların da sahtekar iki yüzlü ya da yalancı olabileceğini düşünemiyorum. ' Kötü' diye nitelendirebileceğimiz davranışları rahatlıkla yapabilen insanın kendisini sevmesi mümkün değil.

    Aşkın içinde, tutku, özlem, şehvet, hüzün, sevinç ve hatta acıda vardır ama aşkın içinde sahtekarlık, yalancılık, iki yüzlülük girdiği anda o aşk olmaktan çıkar, çirkin bir oyun haline gelir.

    İşte bu noktada önemli olan seçimlerimizdir. Yaşadığımız her şeyden biz sorumluyuz çünkü. Elbette aşık olduğumuz kişilik her yönüyle ilk anda tanımamız mümkün değil. Zamanla her davranışı değerlendirme olanağını bulacaksınızdır kuşkusuz. ' aşkın gözü kördür' derler ya bu doğru bir söz değil. Kör olan insandır sadece görmek istediğini görür.

    Sonuçta aşkın hayatımıza katacağı şeyleri belirlemek bizim elimizde. Yaşanılan aşk insanın aynası olmalı.

    Nedir bu aşk?

    Büyük bir kentin hengamesi gibi kulağımızı uğuldatan ve aslında bu gürültüyü çıkarmasından pek de rahatsızlık duymadığımız.

    İyi ki varsın dedirten, ama kimi zaman yetersiz kalan...

    Emirleri hep kendi veren...

    Her defasında sonsuz bir yolculuğa çıktığımızı düşündüren ve yolculukta en fazla

    gereken eşyayı evde bıraktığımızı düşündürtecek kadar şüpheli.

    Biz daha kapıyı yeni çalıyor diye düşünürken o çoktan içimizde bir yere yerleşmeyi bilecek kadar kurnaz.

    Kapıdan kovulsa bacadan girecek kadar inatçı.

    Yaşadığımızda bize çok tanıdık gelecek senli benli...

    Herkesin yüreğinde, gözünde, içinde, teninde olan...

    Sade gibi görünen ama içinden çıkmayacak kadar karışık...

    Dudaklarımızı dişletecek kadar çıldırtan ama mükemmel...

    Aklımızı karıştıran ama baktıkça hayranlık duyduğumuz bir çift göz...

    Dokundukça vazgeçemediğimiz, müptelası olduğumuz bir ten...

    Soluk alışımız kadar kısa sürede kanıksadığımız ama yine de bizi sormadan gittiğinde kendimizi kirletilmiş gibi hissetmemize neden olan...

    Sadece yıldızların şahit olmasına izin verebileceğimiz kaçamak bir sokak öpüşmesi...

    Hep beş dakikası var dememize karşın saatlerce beklemeyi göze aldığımız bir randevu...

    Geceleri uyurken yanımızda olduğunu hayal ettiğimiz ve yatağımızda her zaman yer bulabilecek en seçkin misafirimiz...

    Yaparken keşfetmekten zevk aldığımız, her parçasını içimize yavaşça sindirdiğimiz ve bütüne ulaştığımızda sonsuz bir keyif duyduğumuz bir puzzle...

    Kuralları kendisi koyarken bize karşıdan sırıtan, yaşarken zamanı yetiremediğimiz, geldiğinde sormadığı gibi giderken de bir eyvallah demeyecek kadar dünyalar hakimi...

    Öfkemiz, zayıflığımız, şiddetimiz, gücümüz, kahkahamız, gözyaşımız, geçmişimiz, geleceğimiz, yorgunluğumuz, enerjimiz...

    Hayatın taa kendisi

    AŞK
     
  3. bluedream

    bluedream Daimi Üye

    TERK EDİLMEK DE VAR

    İlişkiler biter ve terk edilirsiniz bu dünyanın sonu değil. Hayat devam ediyor. Üstelik yalnız olmanın bir sürü avantajı var. İşte size silkinip kendinize gelmeniz için birkaç ipucu...

    Aylarınızı hatta yıllarınızı harcadığınız sevgiliniz sizi terk edip gitti. Şimdi aşkın acı çağı başladı. Peki bu acıyı nereye kadar yaşayacaksınız? Hayatınızın bundan sonraki bölümünü sadece onu düşünerek geri dönmesi için dua ederek geçirmek istiyorsanız buyurun yapın. Yok eğer hayatın insana her zaman seçenekler sunduğuna inanıyorsanız o zaman gözlerinizdeki yaşı silip bir an önce yaşama dönmelisiniz.

    Kabullenin Artık

    İlk yapmanız gereken şey, giden sevgilinin asla geri dönmeyeceğini kabul etmek ve yaşamınızı buna göre yönlendirmek. Bu fikri bir kez kabullendiniz mi yolun yarısını geçmişsiniz demektir. Ama sizi bu fikirden uzaklaştıracak her şeyi bertaraf etmelisiniz. Önce , onunla birlikte çektirdiğiniz fotoğrafları da yırtın atın ya da kıyamıyorsanız öyle bir yere saklayın ki siz bile bulamayasınız.

    Sadece fotoğraflar değil tabii verdiği hediyelerde her gördüğünüzde size onu hatırlatacaktır. O hediyeleri bir kenara kaldırın. Onunla gittiğiniz yerlere gitmemeniz gerekiyor. Bir zamanlar birlikte hoş anlar geçirdiğiniz o mekanlar sizi eğlendireceği yerde üzer. Yani onu hatırlatacak her şeyden uzak durmalısınız. Böylece yeni hayatınıza ilk adımları attığınız günlerde cesaretinizin silinmesini engellersiniz.

    Yalnızlığın Keyfi

    Artık yalnızsınız dilediğiniz her şeyi kimseye hesap vermeden yapma özgürlüğünüz var. Bu ne büyük bir şans düşünsenize... Dilediğiniz filmi görebilirsiniz. Canınız istediği zaman istediğiniz yere gide bilirsimiz. Örneğin sabah kahvaltıyı küçük bir çay bahçesinde yaparken gazete ve dergilerinizi ' bırak artık o gazetesi benimle ilgilen' diyen biri olmadan rahatlıkla okuyabilirsiniz. Uzun yürüyüşlere çıkar, yarım bıraktığımız spor faaliyetlerinizi sürdürebilirsiniz. Sevgilinizin hoşlandığı ama sizin yapmaktan çok zevk alıp da yapmaktan vazgeçtiğiniz her şeyi yeniden hayatınıza yerleştirme imkanınız var artık.

    Yeni Arkadaşlar

    Sevgiliz varken ihmal ettiğiniz eski arkadaşlarınız size bir telefon kadar yakın. Onlarla buluşmanızı engelleyecek hiçbir şey kalmadı. Ama dikkat etmeniz gereken bir nokta var. Arkadaşlarınızla eski sevgilinizi ya da ilişkinizin bitme nedenlerini hiç konuşmayın. Bu, tekrar başa dönmekten başka hiçbir işe yaramaz. Onlarla günü keyifli geçirecek aktiviteler de bulunun. Oyunlar oynayın, gitmediğiniz yerlere gidin kısacası gününüzü gün edin.

    Artık yalnız olduğunuza göre yeni insanlar tanımak, yeni arkadaşlar edinmek için engel yok. Yeni bir insan hayatınızda yepyeni bir ufuk açabilir. Ama bir hataya düşmemeniz gerekiyor. Her yeni tanıştığınız kişi sizi yalnızlıktan kurtaracak potansiyel sevgili adayı olarak görmeyin. Böyle bir durumda hayal kırıklığına uğrama şansınız büyüktür. Yeni bir aşka hazır değilsiniz daha. Bu yüzden bırakın bu yeni insanlar sizin arkadaşınız olsun. Zaman içinde aranızdaki elektriklenme onunla bir aşk yaşayıp yaşamayacağınızı gösterecektir. Ama daha baştan ' Aşık olmalıyım diye ' diye bir fikre kapılırsanız. O elektriği yakalayamadığınızda hep aynı şey olur. Keşke eski sevgilim dönse demeye başlarsınız.

    Öç almaya Kalkmayın

    Sevgiliniz terk etti diye kızgınsınız. Ağladınız, bağırdınız çağırdığınız ama yatışmadınız. Aklınızda çok tehlikeli bir düşünce var: Öç almak. Onun en yakın arkadaşlarınızdan birini gözünüze kestiriyorsunuz. Sonra da baştan çıkartmak için bütün kozlarınızı kullanıyorsunuz. Başarıyorsunuz da... Peki sonra? Her açıdan zararlı çıkacak olan sizsiniz. Birincisi döneceği varsa da artık onun kankasının sevgilisi olduğunuz için dönemeyecektir. İkincisi sizi gerçekten sevmediği için terk ettiyse umurun da bile olmayacaktır. Ve siz hiç hazır olmadığınız halde zorla bir ilişki sürdürmeye çalışacaksınız. Üçüncüsü, bir insanı sırf egolarınızı tatmin etmek için kullanmış olacaksınız. İyisi mi böyle bir şeye kalkışmayın.

    Peki Ya Dönerse

    Siz yeni bir yaşam kurmaya çalışırken var sayalım ki döndü. Böyle bir durumda tercih tamamen sizin. Bunu yaşamın size hazırladığı bir sürpriz olarak alıp onunla ilişkinizi kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Yok yeni hayatınızda ona yer yoksa bunu da yüzüne açık açık söyleyebilirsiniz.
     
  4. bluedream

    bluedream Daimi Üye

    VAZGEÇİLMEZİMSİN

    Birine hiç vazgeçilmezimsin dediniz mi? Ya da her şeyden vazgeçerim ama senden asla? Henüz demediyseniz çok şey kaybediyorsunuz demektir.

    İnsanın içine işleyen bir ayaza ev sahipliği yapan kış baharında seni düşündüğümde içime yayılan sıcaklığın, dışarıdaki iki metre karı bile eritebileceğini düşünüyorsam...

    Uykudan yüzümde mutlu bir gülümseme ile kalkıp benimle birlikte uyanan güne senin adını veriyorsam...

    Evimin bütün duvarlarında senin yüzünü görüp,bana baktığını hissediyorsam...

    Ve bu beni her gün hep aynı şekilde heyecanlandırıyorsa...

    İçtiğim çayın şekeri ,sigaramın dumanı,kahvaltımın her lokması sen oluyorsan....

    Sokakta bana bakan her insan,yüzümdeki tarifsiz sevinci görüp hayrete düşüyorsa....

    Sevdiğin şarkıyı defalarca başa alıp bıkmadan defalarca dinleyebiliyorsam...

    Yüzlerce kişinin arasında bile kadehimi yalnızca senin şerefime kaldırıyorsam...

    Başımı döndüren şeyin aslında içki değil, sana olan aşkım olduğunu biliyorsam...

    Yorucu bir günün sonunda ufacık bir sözünle, bir gülüşünle uzun bir tatilden dönmüş gibi enerji doluyorsam...

    Gün boyu saatleri dakikakaları sayıp 'Neden geçmiyor bunlar' diye hayıflanıyorsam...

    Ve hep seninle buluşacağımı anı bekliyorsam kitap okurken seni düşünmekten kendimi alamayıp aynı satırı defalarca tekrar ediyorsam...

    Sonra sana bunu anlattığımda birlikte ne kadar güleceğimizi düşünüp keyifleniyorsam...

    Seninle ilgili planlar yapıyorsam....

    Sadece varsayımlara dayalı olsa bile o planları mükemmelleştirmek için her ayrıntıda dakikalarca düşünüyorsam...

    İzlediğim filmdeki baş rol oyuncularını yerine kendimizi koyup '' Biz olsaydık böyle yapardık'' diyorsam...

    Yüzyıllardır sevgililerin kullandıkları klasik sözcüklerin benim duygularımı anlatmaya yetmediğine fark diyorsam ...

    Yine de bunları söylemekten hiç ama hiç bıkmıyorsam...

    Aşkımın coşkusunu sana yansıttığımda seninde bana aynı coşkuyla karşılık vereceğini biliyorsam...
    Kahkahanın en güzelini seninle atacağımı, yemeğin en güzelini seninle yiyeceğimi, içkininen keyiflisini seninle içeceğimi düşünüyorsam...

    ' Hayatın en anlamlı şeyi ne ' diye sorduklarında tereddüt bile etmeden senin adını verebiliyorsam...

    Sen benim için vazgeçilmez olmuşsun demektir.

    ALINTI ADRESİ:KALBİMİN ŞEHRİ
     
  5. Hulya

    Hulya Daimi Üye

    Cok güzel ve dogru tarifler bunlar, ama insan o hale düsünce laflar ve bu tür seyler bile bostur halbuki dogru olanlar ise bunlardir, insan bi aciya düstügünde sadece o aciyi yasamakta sadece onu düsünmekte taki aci hafiflenen kadar sonra tabi bu tur seyler uygulanabilir...
    bir sey yaziyordu; ya geri gelirse diye?????? sahsen benim sevdigim kisi geri donerse ve ona herhangi bir duygu hissetmeme ragmen istemezdim. cünkü eger gercekten sevgi olsaydi ask olsaydi insan birak gitmezdi .. tabi hekezin dusuncesi ve durumu ayri buda benim dusuncemdi....

    ama cok guzel olmus kankim ellerine ve o yüregin saglik optummm seniiii,,,,,,,,!!!!!!!!!!!!!
     

Sayfayı Paylaş