Serdar Yıldırım Fabl Hikayeleri

Konu, 'Hikayeler, Olaylar ve Yazılar' kısmında Serdar Yıldırım tarafından paylaşıldı.


  1. TAVŞAN

    Tavşanın biri kendini aslan zannedermiş. Bir gün bu tavşan civardaki tavşanları yüksekçe bir tepeye toplayıp aşağıdaki patika yoldan kurt, çakal, tilki geçmesi halinde korkutup kaçıracağını söylemiş. Tavşanlar, onu sakin şekilde dinlemişler.

    On dakika sonra bir kurt geçiyormuş ki, bir de ne görsün, bağırıp çağırarak üstüne doludizgin gelen tavşanı görünce ürkmüş ve son sürat oradan kaçmış.




    TİLKİ

    Tilkinin biri kanat takıp üstü açık kümeslerden tavuk çalarmış. Kümes sahipleri durumu fark edince kümeslerin üstünü kapatmışlar.

    Tilki açlığı ve çaresizliği hiç sevmezmiş. Bir köstebekten toprak kazma işini öğrenip, yeraltından kümeslere girmeye başlamış. Kümes sahipleri tavukları çalanın köstebek olduğunu sanıp, hep bir köstebek yakalamayı ummuşlar.



    ÇAKAL

    Çakalın biri ormanda gezerken bir tüfek bulmuş. Bakmış tüfekte iki fişek var, hemen soygunlara başlamış. Malı çalınan, tehdit edilen orman hayvanları toplanıp aslanın huzuruna çıkmışlar. Durumu öğrenen aslan çok kızmış, çakalın peşine düşmüş.

    Çakalı ilerde giderken gören aslan kükremiş. Çakal aslanın geldiğini görünce tüfeğini doğrultmuş, tam ateş edecekken aslan korkmuş, kaçmaya başlamış. Çakal da aslanı kovalamış. Derken, önlerine bir ırmak çıkmış. Ikisi de yüzerek karşıya geçmiş. Aslan biraz daha koşmuş, sonra aniden duruvermiş. Çakal da durmuş. Aslan geri dönüp çakalın üstüne yürümüş.

    Çakal ıslanan tüfeğin ateş etmediğini görünce tüfeği atıp ırmaktan karşıya geçmiş. Aslan da peşinden gelmiş. Aslan çakalı ormanda uzun süre kovalamış, yetiştiği yerde vurmuş. Çakal güçbela canını kurtarmış. Bir daha onu oralarda gören olmamış.





    CİCİ KUŞ

    Ormanda yaşamakta olan binlerce bülbül ve kanarya aralarında çıkan tartışmalara bir türlü engel olamaya rak yollarını ayırmışlar, ormanın bir tarafında bülbüller, diğer tarafında kanaryalar yaşamaya başlamıştı. Sadece bir bülbül yuvasını terk etmemiş, kanaryalar arasında kalmıştı. İşte, bu bülbül cici kuştu.

    Yavru bir kanarya bülbüller tarafına geçince yakalandı ve kafese kapatıldı. Olayı öğrenen kanaryalar elçi göndererek, özür dileyip, yavru kanaryayı geri isteyeceklerdi. Fakat hiçbir kanarya bu işe gönüllü değildi. Sonunda, kanaryalar cici kuşa gittiler ve yavru kanaryayı kurtarmasını rica ettiler. Cici kuş teklifi kabul edip yola çıktı.

    Cici kuş bülbüller tarafından sevinçle karşılandı. Başköşeye oturtuldu. O da bir bülbüldü ve kanaryalar arasında daha fazla kalamayara k hemcinslerinin yanına dönmüştü. Bu kanaryalarla bir arada yaşanmazdı zaten. Ertesi gün cici kuş geliş nedenini açıklayınca ortalık karıştı. Yoksa cici kuş bir hain miydi?

    Bülbüller buna fazla kafa yormadılar ve cici kuşu da bir kafese kapattılar. Cici kuş kendini ve yavru kanaryayı kurtarabilmek için akla karayı seçti. Kötü bir niyetinin olmadığını, yalnızca yavru kanaryayı kurtarmak için geldiğini tekrar tekrar anlattı. Günler sonra yavru kanaryayla birlikte kanaryalar tarafına geçerken, ilk aklına gelen fikre doğrudur deyip başka hiçbir fikri önemsemeyen basmakalıpçılara laf anlatmanın deveye hendek atlatmaktan daha zor olduğunu düşünüyordu cici kuş.





    FAKİR BALIK

    Denizde bir balık varmış. Çok fakirmiş. İş arar bulamaz, avare gezermiş. Günlerden bir gün bu balık sahile uğramış. Demişler ki:

    “ Bak fakir balık, karşıki tepecikte varlık havuzu var. Oraya ulaşırsan zengin olursun. “ Fakir balık sahile çıkmış. Kumun üstünde takla atmış, debelenmiş, sonunda varlık havuzuna ulaşıp, suya atlamış.

    Havuza gelinceye kadar gösterdiği gayreti izleyen zengin balıklar fakir balığı coşkuyla karşılayıp çeşitli hediyeler vermişler. Bu hediyeler öyle çokmuş ki, artık fakir balık, zengin balık olmuş. Zengin balık ertesi günden itibaren gözlerini denize dikip bir fakir balığın havuza gelmesini beklemeye başlamış.

    Zengin balıklar isteseler ve yardım etseler dünyada bir tane fakir balık kalmaz. Bunun için tepecikteki havuzdan çıkıp denize ulaşmaları gerekir. Ama bunu hiç istemezler, çünkü fakir balıklardan gereksiz yere korkarlar. Bu korkuyu yendikleri takdirde mutlulukla kucaklaşacaklardır. Vakit henüz geç değildir. Zengin balıkların tepecikten ayrılıp denize doğru geldiklerini ve denizdeki fakir balıkların onları alkışladıklarını görür gibi oluyorum.




    ZEBRA İLE KURT

    Bir zebra varmış. Bir de kurt varmış. Kurt, zebra ile arkadaş olmak istiyormuş ama zebra buna yanaşmıyormuş. Senin arkadaşlığın bana yarar değil, zarar verir, diyormuş. Kurt, günlerce, haftalarca zebranın peşinde dolaşmış, yalvarmış, yakarmış ve zebraya arkadaşlık teklifini kabul ettirmiş.

    Ertesi gün arkadaşlarıyla haberleşen kurt, zebrayı tuzağa düşürüp, etrafını sarmışlar.

    Zebra kuşatmayı yarıp kaçmaya başlamış. Kurtlar, zebrayı uzun süre kovalamış. Sonunda, zebra dar ama derin bir uçurumdan karşıya atlayıp, kurtulmayı başarmış. Zebrayı kovalarken, düşüp yaralanan ve gerilerde kalan aldatan kurdu, arkadaşları öldürüp, yemişler.





    LEOPAR

    Bir leopar varmış. Ağaçta yaşamayı çok severmiş. Bir gün bir yavrusu olmuş bu leoparın. Yavrusunu kayalıklar arasında bulduğu bir mağarada büyütmeye başlamış. Yavrusu iki aylık olunca, haydi bakalım, demiş. Biz leoparlar ağaçlarda yaşarız. Çıkalım şu ağaca.. Leopar ağaca çıkınca yavrusu da peşinden gelmiş.

    Daha sonraki günlerde her av dönüşünde leopar, yavrusunu, bir ceylanla ağacın altında koşup oynarken buluyormuş.

    Bir gün avdan eli boş dönen anne leopar, yavrusuna kızmış: “ Bak Kiki, aslanlar seni yakalarsa ham yaparlar. Kesinlikle ağaçtan aşağı inme. İkiniz yukarda oynayın isterseniz. “

    Yavru leopar fırladığı gibi ağaca çıkmış. Ceylan ağaca çıkarması için anne leoparın yanına gidince olan olmuş: Bir pençe vuruşuyla yere serdiği ceylanı ağaca çıkaran anne leopar kendisiyle yavrusuna ziyafet çekmiş.





    DEVEKUŞU İLE ASLAN

    Devekuşu bir aslanın geldiğini görünce çok korkmuş. Hemen kafasını kuma sokmuş. Aslan devekuşunun yanına gelmiş, çevresinde bir iki tur atmış. Karnı tokmuş aslanın konuşacak arkadaş arıyormuş.

    Devekuşunun arkasında durmuş. Pençesiyle devekuşunun ayağına şöyle bir dokunmuş.
    “ Arkadaş, bakar mısın? Biraz sohbet edelim, canım sıkılıyor da ” diyecekmiş ki burnunun üstüne yediği tekme ile sırtüstü yere yığılmış.

    Devekuşu şaşkın bir halde ne oldu, kime vurdum, diyerek kafasını kumdan çıkarmış. Bakmış aslan boylu boyunca yatıyor. Öldüğünü zannetmiş. Çevrede ne kadar devekuşu varsa toplayıp getirmiş.

    Başlamış palavra atmaya: “ Yok işte aslan gelip ona sataşmış. Bu da demiş ki: Bak aslan git sonra canını yakarım. Aslan hakaret etmiş, bunu itelemiş. Bu da aslanı ayağının altına almış, çiğnemiş, yerlerde sürüklemiş.“

    Diğerleri de devekuşuna katılmışlar. Atmışlar, tutmuşlar. Biz olsaydık şöyle yapardık, böyle yapardık diye.

    Baygın aslan kendine gelince bakmış herkes atıp tutuyor. Bir kükremiş, yer gök inlemiş. Bütün devekuşları kafalarını kuma sokmuş. Aslan orada fazla eğlenmemiş, kaçıp gitmiş.




    YAVRUSU OLMAYAN KANGURU

    Kangurunun birinin yavrusu olmazmış
    Bir tavşanı evlat edinip torbasına koymuş
    Kanguru memnun, tavşan mutlu
    Ama diğer kangurular kızgınmışlar.

    Tavşandan kurtulmak için, bir plan yapmışlar
    Onlar uykudayken tavşanı kaçırmışlar
    Kanguru uyanınca bakmış torbası boş
    Şaşırmış kalmış buna olmuş içi bir hoş.

    Kanguru zehirli yılanla anlaşma yapmış
    Torbada yılan, kanguru kangurular arasında
    Yılandan korkan kangurular tavşanı geri vermişler
    Plan plan içinde böyle olur demişler.




    FİL ÇOCUK

    Afrikalı bir zenci çocuk
    Büyücü çırağıymış
    Fili insan yapayım derken
    Kendini fil yapmış

    Dağlarda, bayırlarda
    Gezerken ayağına
    Kocaman bir diken batmış
    Filin canı çok acımış

    Aslandan, kaplandan, kartaldan
    Tilkiden, kurttan, baykuştan
    Tavşandan yardım istemiş
    Fili gören korkup kaçmış

    Fil ağlana, sızlana
    Köyüne geri dönmüş
    Anası, babası, amcası
    Çocuk sesli filden kaçmış

    Fakat cesur Toro
    Moro´nun arkadaşı
    Korku nedir bilmezmiş
    Dikeni çekip çıkarmış

    Moro hep fil kalmış
    Toro´dan ayrılmamış
    Onların öyküleri
    Dünyada destanlaşmış.

    Yazan: Serdar Yıldırım
     

Sayfayı Paylaş