Ölü Kurbanı...

Konu, 'Alevilik Genel' kısmında mihrican tarafından paylaşıldı.

  1. mihrican

    mihrican Daimi Üye

    Kayıt:
    8 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    201
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Alevi bir şahsiyet vefat ettiğinde sizlerde bilirsinizki toprağa verildiği gün kurbanı kesilir bunun amacı ise o kişinin alevi kimliğinde doğup yaşayıp aynı kimlikle temiz ve huzurlu bir şekilde dünya değiştirmesini simgeler yani benim bildiğim kadar ölü kurbanı denilen şeyin amacı budur... Ölen kişi eğer sünni bir şahsiyetle evlilik yapmışsa o kişi öldüğünde ona sırf sünni bir şahsiyetle evlendiği için kurban kesmezler... Günümüzde ise bu kurban kesme işi artık ailelerin ısrarına ve dedelerin vicdanına bırakılmakta dede ısrarlara dayanamayıp tamam bu adam yada bu kadın sünni biriyle evlenmiş ama ben izin veriyorum siz bu kurbanı kesin denilmekte ve bu işte bir seçicilik yaşanmakta yani dede bu kişinin kurbanını kesin derse kesiliyo kesmeyin derse kesilmiyo. Anlıcanız bizim buralarda ölü kurbanı kesmek dedenin rzasına ve ailelerin ısrarına kalmış bişey... Peki sizin oralarda nasıl gelişmektedir bu olay yada bu ölü kurbanının kesilmesi sizce ne kadar doğru ne kadar yanlış başka bir değişle ölen bir alevi vatandaşının kurbanı kesilse ne olur kesilmese ne olur bu çokta mühimmidir...???

    Bu konuda görüşlerinizi bekliyorum arkadaşlar...
     
  2. cem35

    cem35 Daimi Üye

    Kayıt:
    6 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    80
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    ben bunu ilk defa duyuyorumm...bilgimde yoktu bu konu hakkında,sen bizlerle paylassana kadar...
    oyuzden sana sadece tesekkur edebilirim mihrican...
     
  3. eLff

    eLff Aktif Üye

    Kayıt:
    6 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    28
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    waLLaa bizde öLen kişi için kurban kesiLirimi biLmiiorum ama yemek fLn weriiLir yanii .. oLAyın bu yönünü biLmiiodum! tşk.
     
  4. maviliman

    maviliman Daimi Üye

    Kayıt:
    15 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    95
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    evet bunlar doğru...bence kesilmesi lazım ama öz kimliğini kaybetmemiş olanlara kesilmesi lazım bu yolu sonuna kadar götürenlere kesilmesi lazım ben buna inanıyorum ve doğrusuda budur.eğer ben sünni biriyle evlenirsem benimde kesmesinler çünkü yanlış bizim inançlarımıza göre. allah korusun inşallah yanlış bir evlilik yapmam...
     
  5. WorldFe

    WorldFe Daimi Üye

    Kayıt:
    28 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    210
    Beğenilen Mesajlar:
    9
    benim bildiğim kadarıyla(çevremde yaşananlara göre) rahmetlinin ölümünden sonraki cuma günü kurban kesiliyor. birde vefatının üzerinden 40 gün geçtikten sonra ama böyle birşeyi yansıttığını ilk defa duyuyorum doğru bir uygulama ölünün ekmeği yendikten sonra yemeğin tüm sevabı onun üzerine yazılıyor diye bilirim
     
  6. bluedream

    bluedream Daimi Üye

    Kayıt:
    8 Şubat 2007
    Mesajlar:
    545
    Beğenilen Mesajlar:
    3
    bunu hiç bilmiyodum ögrendigimde iyi oldu bilgiler için saol can
     
  7. Hüsseyin

    Hüsseyin Daimi Üye

    Kayıt:
    26 Aralık 2006
    Mesajlar:
    96
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    valla bende bilmiyordum , bizlerde ölen kisi icin kurban kesildigini
    paylasim icin tskler
     
  8. teksin

    teksin Daimi Üye

    Kayıt:
    14 Şubat 2007
    Mesajlar:
    158
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    bende ilk defa duydum paylaşım için saol
     
  9. ARZU DUMER

    ARZU DUMER Daimi Üye

    Kayıt:
    29 Nisan 2007
    Mesajlar:
    77
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    bizde ölünün ardından kurban kesiyoruz insanlara yemek veriyoruz .Ama bana biraz tuhaf geliyor yani insanlar acılarını yaşarken bir yandanda yemek pişirip dağıtmaya çalışıyorlar ve bazı insanlar çok aferdersiniz (sözüm meclisten dışarı) sadece yemek yemek için geliyolar sanki. yani kurban bayramında kesiyoruz, bir dileğimiz yerine geldiğinde kesiyoruz ama ölünün ardından kesmenin bi mantığını bulamadım. bu tabiki benim düşüncem
     
  10. kızılbasbahattin52

    kızılbasbahattin52 Daimi Üye

    Kayıt:
    22 Nisan 2007
    Mesajlar:
    380
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    evet doğrudur bizdede öle yani ölünün ardından 7 cumalık dediğimiz 7 hafta yemek verilir cem yapılır ardından 40 ı dediğimiz 40 ında kurban kesilir ve 52 dedeğimiz 52 dede 1 kurban kesildikten sonra her sene de sene başı yapılır ve 1 kurban kesilir
     
  11. huseyin mert

    huseyin mert Daimi Üye

    Kayıt:
    30 Mart 2007
    Mesajlar:
    192
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    bizim burda kesilir ama deden izin almak gibi bir konu yok ölenin arkasında kurban kesilir yemek veririlir
     
  12. gizem

    gizem Daimi Üye

    Kayıt:
    2 Haziran 2007
    Mesajlar:
    195
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    ben sadece ölen alevilerin ardından yemek verildiğini biliyodum...ama ben şimdi bunuda öğrenmiş oıldum bu konuya değindiğin için tşk!!!
     
  13. mazzda

    mazzda Daimi Üye

    Kayıt:
    7 Nisan 2007
    Mesajlar:
    163
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    bende boyle bir konuyu ilk defa duyorum.... bizde biri vefat ettigi zaman bassagligina gelenlere yemek verilir ve 40 gun sonrada tekrar hayrina yemek verilir
     
  14. kigi12

    kigi12 Daimi Üye

    Kayıt:
    12 Nisan 2007
    Mesajlar:
    443
    Beğenilen Mesajlar:
    96
    bu kurban olayini ben de ilk defa duydum, ama sayende birsey daha ögrendik, sagol paylasim icin... yorum yapamayacagim bu konuda...
     
  15. *62dersimli62*

    *62dersimli62* Aktif Üye

    Kayıt:
    8 Haziran 2007
    Mesajlar:
    32
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    bende sizler gibi bilmiyordum amam öğrendiğim iyi oldu ben bunu bi dedeme sorayım paylasım için saol
     
  16. yasemin

    yasemin Daimi Üye

    Kayıt:
    4 Mart 2007
    Mesajlar:
    340
    Beğenilen Mesajlar:
    1
    Ben ilk defa duyuyorum bunu. Yemek verilir. Ama hiç kurban kesene rastlamadım hayvanın günahı ne anlamadım bunun mantığı olması lazım.

    Bu konuyu geniş araştırıp bizi bilgilendirirsen sevinirim:Bunu eminim çok kişi bilmiyordur canım.
     
  17. Kutup Yıldızı

    Kutup Yıldızı Daimi Üye

    Kayıt:
    8 Nisan 2007
    Mesajlar:
    242
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    ilk defa duydum :-(
     
  18. bluedream

    bluedream Daimi Üye

    Kayıt:
    8 Şubat 2007
    Mesajlar:
    545
    Beğenilen Mesajlar:
    3


    Kaynakça;

    ALEVİLİKTE TEMEL İNANÇ UNSURLARI VE PRATİKLER
    Doç.Dr. İbrahim Arslanoğlu
    G.Ü. Gazi Eğitim Fakültesi
    Felsefe Grubu Eğitimi
    Anabilim Dalı Başkanı



    Abdal Musa Kurbanı

    Buna birlik kurbanı da denir. Her yıl ocak ayının birinden itibaren kesilebilir. Bu, yıllık tarikat toplantılarının ilkidir ve bir bakıma bu, törenlerin başladığını gösterir. Köylüyü birliğe, beraberliğe davet anlamı taşır. Bu kurbanın masrafı, cem törenine katılanlardan eşit şekilde bölünerek karşılanır(Kuzukıran, 18.3.1998).

    Abdal Musa Kurbanı kesildiği yıl, köyde elem, keder, hastalık olmayıp ekin ve ürünün bol ve bereketli olacağına, çocuk doğarsa anne-babası ve büyüklerine saygılı olacağına inanılır(Yaman,1994:218).

    Abdal Musa kurbanına Doğu Anadolu´da ve Erzurum çevresinde pek rastlanmamaktadır. Orta Anadolu´da ise genellikle görgü kurbanları bitince ortak bir Abdal Musa Kurbanı yaparak o devredeki hizmetler mühürlenmiş olur(Yörükan,1998:331). Nevruz ve Hıdrellez ise Batı Anadolu Alevîlerinin dinsel törenidir(Bozkurt,1990:201).


    Nevruz Kurbanı

    Çin tarihçileri, Hun Türklerinin 21 Mart tarihinde kırlara çıkıp yanlarında getirdikleri yiyecekleri yediklerini yazar. Bu gelenek Hunlardan sonra Uygurlarda da görülmüştür. Orta Asya Türkleri 21 Martı Türklerin Erkenokondan çıkış bayramı olarak kutlamaktadırlar. 12 başlı Eski Türk Takviminin ilk günü, yani yılbaşı 21 Mart Nevruzdur(Tan, 200:99).

    Sultan Nevruz 21 Mart günü Alevîlerin büyük bayramıdır. Ulu tanrı dünyayı bugün yaratmıştır. Ayrıca Hz.Ali´nin doğum günü, evlendiği gün, Hz. Yusuf kuyudan bugün çıktı, Hz. Muhammet Gadirihum´da Hz. Ali´yi bugünde vasi(önder) tayin etmiştir. Bugün şeker, şerbet ve çiçeklerle kutlanır ve yaşatılır(Yaman,1994:221).

    Nevruz Alevî-BektaşÃ® kültüründe Hz. Ali ve Hz. Hüseyin´in doğduğu ve Hz. Ali´nin Hz. Fatma ile evlendiği ve Halife olduğu gündür. İstiklâl Savaşı sırasında 23 Nisan 1920 tarihinde TBMM açıldıktan sonra ilk nevruz 21 Mart 1921 tarihinde kutlandı. II. İnönü Muharebesi sırasında sönük geçen Nevruz kutlamaları Büyük Taarruza hazırlık yapıldığı günlerde 22 Mart 1922 tarihinde görkemli bir şekilde kutlandı. Bu şenliklerin çok canlı bir şekilde yapılabilmesi için bütün okullar haftalar öncesinden hazırlanmaya başladılar ve bu şenlik Genelkurmay Başkanlığı´nın bulunduğu küçük tepenin altındaki çayırlık alanda yapıldı(Tan,2000:101-102).

    İlkbaharda doğanın uyanması ile ilgili olarak kutlanan Nevruz bayramı Orta Asya ile İran´da oldukça yaygındır. Çok uzun bir geçmişe sahip olan bu geleneksel bayram Uygur tarihinde de önemli bir yer tutar. Nevruz Uygurlarda çeşitli oyunları içeren bir tiyatro gibi sahnelenip kutlanmaktadır. Bu bayramda halk büyük bir coşku içinde Nevruznameler söyleyip dans ederler. Müzik eşliğinde bir çok sanatsal gösteriler yine bu bayramın vazgeçilmez etkinliklerindendir. At yarışı ve oğlak oyunu ile biniciler becerilerini sergilerler(Rahman,1996:122-124).

    Yukarıda konu edildiği gibi Nevruz Batı Anadolu Alevîlerinin dinsel törenidir. Orta Anadolu Alevîleri bugünde cem töreni yapmazlar. Nevruz Alevîlerin en büyük bayramıdır. Bu günde çocuklar dağlardan nevruz ve sümbülleri toplar getirirler. Akşam cem yapılır. Cem evinin ortasına kazanla süt getirilir ve içine iki temiz saman çöpü atılır ve ağzı kapanır. İki saman çöpü birleşir bu, orada bulunanların gönül birliğini simgeler. Süt ve lokma dualanır; cemaata süt, sümbül ve lokma dağıtılır. Nevruzun önemi şuradan gelir(Atalay,2000:56):

    1. 1. 1. Hz. Ali´nin doğum günüdür.
    2. 2. 2. Hz. Ali´nin Hz. Fatümatüz-Zehra ile evlendiği gündür.
    3. 3. 3. Güneşin Hammel burcuna girdiği gündür.
    4. 4. 4. Eski göçebe Türklerin kışın sığındıkları yerlerden obalarına çıkmaları, yeni hayata kavuşmaları sebebiyle en sevinçli oldukları gündür.

    Bu mutlu günde Alevîler cem yaparlar, lokma yerler, lokmalar yenir, ibadetler yapılır ve semahlar dönülür, sazlar çalınır ve Hz. Ali´nin mevlüdü okunur. Bu mevlütten çok kısa bir örnek alalım(a.g.y:56):


    Şah-ı Merdan Murteza doğdu bugün
    Yüce, üstün şah Ali doğdu bugün

    Temiz soy nurundan geldi Kamile
    Çün Abu Talipten oldu hamile

    Öyle bir gün doğdu nur Nevruz idi
    Öyle ki bir yevmi nur Efruz idi

    Sayesinde Haydar´ın buldu hayat
    Şanlı şerefli gün gördü kainat


    Kızıldeli Kurbanı

    Tarikatın mührü, yıllık tarikat törenlerinin bittiğini gösterir. Her zaman kesilebilir genellikle bu tören her yıl mayıs ayında yapılır(Kuzukıran,23.4.98).

    Musahip Kurbanı

    Musahip olmak isteyen iki aile kurban kesmek zorundadır. Bunun için dededen gün alırlar ve kurbanı dedenin nezaretinde keserler. Ayrıca o gece cemdeki bütün masrafları bu iki aile çekerler.

    Musahip kurbanında, bu kurbanı sadece musahipliler yiyebilir. Kurban parçalanırken eklem yerinden parçalanır ve bütün olarak pişirilir. Ayrıca kurbanın kemikleri, derisi ve diğer artıkları toprağa gömülür.

    Çubuğun Yukarı Emirler Köyü Cibali Ocağı taliplerinden Rıza Akdoğan(7.98) cem ayinini şöyle anlattı: Dede sağ köşede oturur, Dede vekili Baba sol köşede oturur. Cem evi kadın ve erkekler olmak üzere iki musfalıdır. Gerek kadınlar ve gerekse erkekler kendi musfalarında yaş sırasına göre otururlar. Kapıcılar bütün köyü dolaşarak hastası ve küçük çocuğu vb. mazereti olanları tespit ederek bunları cem sahibine haber verirler. Kapıcılar da eline, diline ve beline sahip olup tüm erenlerin (cemaatin) itimadını kazanmış kimselerdir. Cem törenlerinde erenler bir şey yese içse dededen himmet alırlar, çünkü himmet iç düzeni sağlar.

    Bir kimse bu cem ayininde bulunabilmek için önce pirine ikrar vermelidir. Yani ben bu cem ayinine geleceğim, her ibadetinde bulunacağım, Allah´ın emrine, Ehli Beytin gidişatına uyacağıma dil ile ikrar ve kalp ile tasdik ederim, diye dedeye ve erenlere söz verir. Cem ehli olabilmek için bir mümin mutlaka akranı birisiyle musahip olmak zorundadır. Çünkü bunun öncesi iki cihan serveri Hz. Muhammed ile Hz. Ali´nin Gadiruhum´da ilan edilen kardeşliğine, ensarın muhacirlerle olan dünya ve ahiret kardeşi olmasına dayanır. Kardeşliğin önemi, öz kardeşinden daha ileri olmasıdır.

    Kardeşlik olmanın en büyük önemi, Gadirihumdaki gibi çarşafa girmektir. Kardeşlikte kesilen koç İbrahim Halilullah´ın kestiği koçu temsil etmektedir. Kardeşlik olunurken iki kardeş çarşafa yatar. Bunların bacıları ayak uçlarında dara(el bağlama) dururlar. Bunun anlamı cenaze namazı nasıl ayakta kılınıyorsa bunun gibi ayakta namaz kılmaktır. İşte ölmeden ölmek, iki kardeşin kefen misali çarşafa girmesi, iki bacının da cenaze namazını kılmasını temsil etmesidir. Bunlar çarşafta yatarken Ayet´el Kürsü okunur ve kendine güvenen erenler, el bağlar iki dizlerinin üzerine otururlar. Bunun anlamı Kabe´de hacıların halka namazıdır. Tüm erenler bu iki hacının etrafında halka namazı kılarlar. Bunlar işte cem ayininde hacı sayılırlar. Çünkü akşamdan bu tarafa yapılan tüm işler ve hizmetler Kabe´yi ziyaret etmeyi temsil ederler.

    Hacılar, çarşaftan kalkınca Allah rızası için Ehli Beyt yüzü suyu hürmetine dualar edilir, erkândan geçilir. Bundan sonra bal şerbeti içilir, daha sonra Kırklar semahı dönülür. Bu semahta 60´ını geçmiş kadınlardan 6 kişi yer alır. Gözcü de bacılarla birlikte kırklar semahına katılır. Bu iki cihan Serveri Hz. Muhammed´in Mirac-ı Aladan gelirken kırklara uğrayıp onlarla hoş sefa muhabbet edip ibadetten sonra döndükleri kırklar semahını temsil eder. Ondan sonra kesilen koçun yüreği 4´e bölünür dede tarafından akşamki musahiplere yedirilir. Bu Hz. İbrahim´in kestiği koçun yüreğini temsil eder. Bu koçun karaciğeri ufak ufak parçalara bölünür ve orada bulunan tüm musahiplere yedirilir. Bu, koçun yüreğinin yiyen 4 hacılara müsahip olduklarına şahitliğin simgesidir. Bundan sonra yemekler yenir, gülbank çekilir, cem ayini de o gün tamamlanmış olur. Cem esnasında Ankara´da bulunan bütün köylüler gelirler. Bu Cibali düzenidir, başka düzenler de olabilir.

    Aşure(Muharrem) kurbanı

    Bu kurban tek başına kesilebileceği gibi bir köylünün hepsinin katıldığı birlik kurbanı şeklinde de kesilebilir.

    Muharrem ayının onundan sonra 6-30 Mayıs tarihlerinde kesilir. Tören Meydan Sofasında yapılabileceği gibi genellikle yeşillik bir alanda yapılır. Önce çorba için alınan kurbanlar tekbirlenir. Aynı Meydan Sofasındaki gibi ortaya alınır. Dede: bu şahsı nice bilirsiniz, bunun kurbanı yenilebilir mi? diye sorar. Eğer kusuru yoksa “Allah işini rast getirsin, Allah kabul etsin” derlerse, o kişinin kusursuz ve salih bir kişi olduğu anlaşılır ve hizmeti yerine getirilerek kurbanı kesilir(Kuzukıran, 23.4.1998).

    Koldan Kopan Kurbanı

    Gençleri ceme alıştırma, onları adab ve erkânı öğretme, tarikat idealini aşılamak için yapılır. Diğer ayinlere bekarların girmesi yasak olduğundan genç kız ve delikanlılar ana ve babalarıyla birlikte bu ceme katılabilirler. Gençler bu cemde semah usulünü ve nefes söylemesini öğrenirler(Fığlalı,1996:332). Çubuk yöresi Alevîlerinde genç ve bekarlar halen cemlerin hemen hepsine girebilirler, ancak musahip ceminde tam bu törenin yapıldığı sırada gençler ve musahipli olmayanlar dışarı çıkarılır, dergâhta sadece musahipli olanlar kalırlar.

    Dar Kurbanı

    Ölülerin canı için aş pişirmek, sebil yapıp su dağıtmak ve benzeri âdetler daha önce yaşanmış ve bütün Türklerin vicdanında sürüp gitmiş ve halen yaşanmakta olan şeylerdir. Bunlar Şamanlığın hem Alevî ve hem de Sünnî Türkler üzerinde bıraktığı derin izlere birer örnektir(Yörükan,1998:121).

    Bundan başka eski dinde ve gerekse Müslüman olduktan sonra olsun Hunlar ve Göktürkler´den başlamak üzere bütün Türkler, ölümün üçüncü, yedinci, kırkıncı günleri ile yılında aş verir, hayır yapar, kurban keser ve yas tutarlar. Kadınlar tırnaklarıyla yüzlerini kanatarak saçlarını yolarlardı(Eröz,1990:340).

    Uygurlarda da halen cenazenin üçüncü akşamı poşkal (yağda kızartılmış hamur) pide ve yemek hazırlanır, cami imamı, bölgenin ileri gelenleri ve cenazeyi yıkayan kişiler bu yemeğe davet edilir. Yedinci günde de cenazenin ailesi büyük bir hazırlık yapar, akraba, komşu ve tanıdıklar yemeğe davet edilir. Vefatın 40. Gününde de yine yedisi gibi yemek verilir ve ölen kişinin çocukları ve akrabaları birbirlerine kumaş hediye ederek yasın bitmesini dilerler. Vefatın birinci yıldönümünde de “Yıllık nezir” verilir ve yedisinde hazırlanan yemekler verilir. Uygur Hotan bölgesinde ceset evden çıkarmadan önce yemek(nezir) verilir. Bu nezire davet yapılmaz, ölüm haberini alan herkes başsağlığı dilemek için gelirler. Bu nezir için hazırlanmış yemeğe “ak aşâ€ denir(Rahman,1996:116). Bu uygulama bugün Çubuk Yöresi Alevîlerinin 1-3-7-40 ve yıldönümünde yapılan törenlerin hemen hemen aynısıdır.

    Çubuk Yöresi Alevîliğinde bir kişinin ölümünden sonra 6 defa kurban kesilir(Kuzukıran,23.4.98).

    1. Kişi öldüğü gün, cenaze yıkanmadan kurban kesilir, gömüldükten sonra cenaze törenine katılanlar bunu yerler. Bir yakını ölen kişi üzüntülü olduğu için kurbanı kendisi değil onun bir yakını keser ve cenaze sahibinin bundan haberi bile olmaz. Akşam ise komşular evlerinde yemek hazırlar gelir ve cenaze sahibini teselli ederek yemeği cenaze evinde birlikte yerler.

    Alevî olan Sün Köyünde bu uygulama yaklaşık 40 sene önce Aziz Dede tarafından “Acılı günde böyle bir adet olmaz” diyerek kaldırılmıştır(Erdentuğ,1959:55). Böylece cenazenin birinci günü kesilen kabir kurbanı adeti terkedilmiş oluyordu.

    2. Üç gün sonra bir kurban daha kesilir, eş dost, komşu çağrılır Kur´an okunur ve o da birlikte yenir.

    3. Yedi gün sonra yedi ekmeği verilir. Kurban kesilir, önce Kur´an okunur ve ev sahibi ile birlikte yenilir.

    4.Kırk gün sonra evde Yasin okunur ve bir kurban daha kesilir, Kuran okunur ve birlikte yenilir.

    5.Elliikinci gün cenazenin ek yerleri birbirinden ayrılır. Bunun için o geceye ait olan Ayet-i Kerimeler ve dualar okunur, Kurban kesilir ve birlikte yenilir.

    6.Bir de Dar Kurbanı kesilir.

    Dar Kurbanı; aileden bir kişinin vefatı üzerine cenazenin 52. gecesinden sonra kesilir. Maddi durumu iyi olan aile, tek başına kendisi kesebildiği gibi, maddi durumu zayıf olan aileler birleşerek hepsi bir kurban da kesebilirler. Bu kurbanın amacı, ölen musahipli kişinin hayatta iken birlikte olduğu kişilerle dedenin önderliğinde helalleştirilmesidir. Yani alacağı veya vereceği varsa bunları halletmek ve cemaatla helalleştirmektir(Kuzukıran, 18.3.98). Yalnız dar kurbanı sadece musahibi olan Alevîler kesilir, musahibi olmayanlar için bu kurban kesilmez.

    Tahtacılarda bütün kurbanlarda kesilen hayvanlar erkek olmalıdır. Dişi kurban olmaz. Kurban olarak kesilen hayvanlar koyun ve horozdur. Keçi, öküz ve deveden kurban kesilmez(Yörükan, 1998:276). Çubuk Yöresi Alevîlerinde sığır da kurban olarak kesilebilir.

    Alevî inancına göre, kurbanların kesilebilmesi için mutlaka bir işaret vermeleri gerekir, aksi halde kesilmeleri doğru olmamaktadır. Dede Ahmet Kuzukıran´a göre kurbanlar, sekiz nişandan birisini vermektedirler. Bunlar: esneme, gevşeme, meleme, silkinme, işeme, pisleme, gezinme, kaşınma.

    Kurban, uzun süre işaret vermezse bazı bölgelerde eşiğe niyaz edilip kurbanlar kesilmeye götürülüyor(Türkdoğan, 1995:79). Dede Kuzukıran bunu kabul etmiyor, mutlaka bir işaret verir diyor ve ilave ediyor: “Eğer kurban yere yatarsa o zaman sorun vardır, bu durumda hayvan kurban olarak kesilemez, kurban kesen kişinin evinde hayvan varsa, ağıla girildiğinde ilk rastlanan hayvan onun yerine kurban edilmek üzere Meydan Sofasına getirilir. Öteki hayvan ise ancak gelecek yılın cem törenlerinde kurban edilebilir.

    Aşure kurbanı, adak kurbanı Meydan Sofası dışında kesilebilir. Diğer kurbanlar Meydan Sofasınde kesilmek zorundadır.

    ufak bi araştırma yaptım

    alıntı
     
  19. erzincanlım

    erzincanlım Aktif Üye

    Kayıt:
    7 Haziran 2007
    Mesajlar:
    34
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    bende ilk defa duydum bildiğim kadarıyla kırkında kesiliyor
     
  20. kigi12

    kigi12 Daimi Üye

    Kayıt:
    12 Nisan 2007
    Mesajlar:
    443
    Beğenilen Mesajlar:
    96
    valla ben dedeye sordum bu olayin aslini, ama dede; bu olaynin yanlis bilindigini söyledi

    asli söyledir dedi; ölü kurbani diye bir sey yoktur, ölü kurbani diye birsey olmaz da
    eskinden biri öldügunde cook uzaklardan insanlar gelirmis ve ayni gun icinde dönerlermis, bu insanlarin ac olarak donmemeleri icin bir hayvan kesilirmis ve o insanlara yemek verilirmis ve bu asla kurban degildir, fakat simdileri ölen kisinin 3 üncü gununden sonra bu hayvan kesiliyor genellikle, birde bu yemek olayini komsular hallediyor bu yüzden pek kalmadi bu gelenekler diye yanitladi... yani anlattigin gibi bir olay yoktur dedi...
     

Sayfayı Paylaş