Modern Hristiyanlığın ve Kadim Masonluğun Temelleri - Mithracılık Kültü

Konu, 'Faydalı Bilgiler' kısmında MUHAMMEDALİ tarafından paylaşıldı.

  1. MUHAMMEDALİ

    MUHAMMEDALİ Daimi Üye

    Mithra

    Arilerin, Baltık kıyıları ve Güney Rusyadan göçleri sırasında bir kolunun,da bu günkü İran´a yerleştiğini görüyoruz. Bu topluluk inanç olarak, kurban kavramı ve ruhlar alemine inanıyordu. Işık tanrısı Mithra inançları yanında, Ayanların İndra ve Varuna adlı tanrıları da vardı. Bu tanrılar Hindistana inen diğer Aryanlarında önemli tanrılarıydı.

    [​IMG]


    Mithra´dan söz eden en eski belge, Anadolu da Boğazköy kazılarında ele geçmiştir. MÖ.14.yüzyılda Hititler´le Mittani´ler arasında yapılan bir barış antlaşması olan bu belgede, Mithra´nın koruyucu ve tanık olarak adı, İndra ile Varunayla birlikte geçer.

    İran inançlarına göre bir kayadan doğan Işık -Tanrı Mithra, “Kozmik Boğa´yı” savaşıp öldürerek ( Kurban ederek) dünyayı yaratmıştır. Tüm canlı varlıklar bu boğanın kanından oluşmuştur. Yine de Mithra yaratıcı olmaktan çok, Büyük Güneş-Tanrıyla “Ahura Mazda”, insanlar arasında bir aracı durumundadır. Bir tür, insanların ruhlarını kurtarmaya çabalayan elçi, Peygamber konumundadır. Boğayı da “Güneş-Tanrının” buyruğuyla öldürür. Gözlerin bakmaya dayanamayacağı parlaklıkta bir ateş kılığına bürünüp karanlıkları yok edecek, insanlığı aydınlığa kavuşturacaktır. Bu nedenle ateş kutsaldır ve törenlerde önemli yer tutar.

    Mithra, Işık-Tanrı olarak kötülüklerle sonuna kadar savaştıktan sonra, Güneş-Tanrıyla birleşip göğe çıkmaktadır. O zamana kadar peygamber konumunda olan Mithra´nın sonuçta tanrılaştığını görüyoruz. Kötülük büyük çapta yenilmiş, evrenin tüm karanlığı aydınlanmıştır, ama gene de tam aydınlık değildir. Günlerin yarısı aydınlık, yarısı karanlıktır. Kötülükler sinsi sinsi devam etmektedir. Karanlığın kötülükle nitelendirilmesi hırsızlık, öldürme gibi bir çok kötülüğün gece yapılmasından kaynaklanmaktadır.

    [​IMG]

    Mithra tanrı olarak göklerdeki yerinden, insanların kötülüklerle savaşında onlara yardımcı olmaktadır. Her insan tanrının yardımıyla başarıya ulaşabilir. Ulaşamayanlar bu yardımdan yararlanamazlar. Bu nedenle her insanın ölümünde onu bir” yargılama” beklemektedir. Bu yargılamadan başarıyla çıkanlar, kurtuluşa ve ölümsüzlüğe kavuşmakta “ Bahtlılar Ülkesinde” sonsuza kadar yaşamak için göğe yükselmektedir.

    Din adamları olan MAGU´lar Mithra için yazılmış İlahileri “yasnaları” Mithra adına yapılmış mabetlerde “ Mithreum “okurdu.Grek yazarlar,magu´ların mabetlerde anlaşılmaz barbar bir dille yazılmış ilahiler okuduklarını yazar. Mithra´nın bin kulağı, onbin gözü, on bin casus gözü vardır. Kelime anlamıyla Mithra antlaşmadır ve karşıtı kötü güçlere ise Mithradrug adı verilir. Drug, bozucu, kötülük anlamına gelir. Diğer sıfatları ise, evi ayakta tutan, ülkeyi, sürüleri ve insanları yaratan, yağmuru yağdıran ve rüzgarları estirendir. Aynı zamanda Mithra, Sanskritçe “ DOST “anlamındadır. Pontus, Bergama, Bospors gibi bir çok Anadolu kralları da “ Mithranın esinlendirdiği “ “ Tanrının ilham verdiği “ anlamında Mithridates adını kullanırlardı. Mithraizmin temel felsefesi,iyi ile kötünün, çatışmasıdır.

    Mihtra kültünde önde gelen tanrılarda biri de HOMA´dır. Homa, süt ve bir bitkinin özünü karıştırarak elde ettikleri bir içki. Yasna adını verdikleri ilahiler eşliğinde mabetlerdeki törenlerde içilir. Homa ya da Haoma, çalı türünde olan bir bitkinin özünde presle elde edilen bir sıvı, içildiğinde kişinin özgüveni artmakta ve ona büyük enerji vererek hareketlendirmekte. Bu gün tıpta kullanılan “ Ephedran´ın “ bir türünü içeriyor. Homa´ya Sanskritçe SOMA deniliyor. Hintlilerde de bir tanrı, Rig Veda´daki dinsel törenlerin odak noktasını soma içkisi oluşturduğundan, onun tanrısı Soma da büyük önem kazanmıştır. Havanda dövülmüş, sıkılmış anlamındadır. Homa´yı alan savaşçı güçlenir, şaire ilham verir, rahip ise daha kolay vecde gelir. Bu bitkide bir tanrı gizlidir, yeşil gözlü bir tanrı. Homa´ya kurban kesmekle, bu tanrının savaşçıları güçlendireceği, yağış yağdıracağını, açlığı önleyeceği düşünülürdü. Yine Aryanlar bu içkinin insanı ölümsüzleştireceğine, kişiliği güçlendirip düşmanına ve kötülüklere karşı başarılı yapacağına inanılırdı. Bu özellikleriyle Homa savaşçı bir tanrı görünümündedir. Zerdüştün yasakladığı bir tanrıdır. Homa, Zerdüştün ölümünden sonra tekrar tapınım törenlerinde yerini almıştır.

    Mithra sistemindeki tanrılar arasında AŞA vardır. Aşa doğal düzeni simgeler. Bu düzen güneşin dönmesi, mevsimlerin değişmesi ve varoluşu doğal bir seyir içinde tutar. Ayrıca insanların doğru davranışlarının içinde ifadesini bulduğu bir tanrı kavramıdır. Doğruluk, sadakat ve cesareti temel insani nitelikler olarak kabul eder.

    Çoğunlukla insan şeklinde düşünülen aryan tanrıları arasında bir istisna görülmektedir. Bu da yaban domuzu ile cisimleşen Zafer Tanrısı Verethragha, sonsuz cesareti ve inatçılığı nedeniyle takdir edilir. Savaşçı karakteri nedeniyle Zerdüşt tarafından yasaklanmış ve onu kutsamak günah sayılmıştır. Ortadoğu´daki tüm inançlarda bu böyledir.

    Aryan tanrılarından biri de Zaman Tanrısı Zervan-(Zurvan) dır. Hiç bir şey, ne yer, ne gök, ne de evren yokken, önce O vardı. Ezeli ve ebedi zaman.... en büyük tanrı. Bu tanrı da Zerdüşt´ten sonra din kitaplarına girmiştir.

    Yima “ Hintlilerde Yama “ Yeraltı Tanrısı “, insanların ilki ve ilk kez ölüp göçen kişi olarak düşünülür. Bu mitolojide, dünyaya 12 bin yıl ömür biçiliyor. 9 bin yılın başında sığır örneği, çayır örneği ve diğer canların örneği yaratıldı. İnsan örneği Gayomart da aynı dönemde ortaya çıktı. Gayomarttan sonra ilk insan ölümsüz yaratıldı. Fakat varlığına karışan kötünün etkisiyle yasak yiyecek olan “ BİFTEK´i “yediği için ölümsüzlüğü sona erdi. Orada yaratılan kadınla birlikte dünyanın ilk hükümdarı olan Yima ve ondan sonraki nesiller hep ölümlü olacaklardı.

    Aryanlar Urvan´ın yani ruhun, ölümsüzlüğüne inanırlardı.Ölümden sonra yeni bir hayat başlardı. Fakat ruh, ayrıldığı cesedi üç gün terk etmezdi. Bu üç gün, onların ahiretle ilgili inançlarına bakılırsa çok önemli bir süre idi. Aryanlar ölülerini gömerlerdi. İnanca göre, ilk üç gün içinde kötü güçler, ölülerin ruhlarına saldırmaya hazır bir şekilde beklemekteydiler. Ruhları bu güçlerden koruma görevi ölünün geri bıraktığı yakınlarına eğer varsa büyük oğluna düşerdi. Mithracılar, bu üç gün ölünün mezarı başında topluca ağlaşır , oruç tutar ve adaklarda bulunurlardı. Üçüncü günün sonunda ruhun “Yima´nın” yönettiği yer altı krallığına doğru yolculuğa çıkacağı var sayılırdı. Ruhlar Yimanın krallığına ulaşmak için karanlık bir nehir ya da geçidi aşarak veya herhangi bir araç kullanarak aşmak zorunda idiler.

    Aryanlar, zaman içinde, gökyüzünde tanrıların oturduğu bir cennet kavramı geliştirdiler. Büyük Hara dağında birinci ayağı, Gökyüzündeki cennete giden yolda ikinci ayağı bulunan bir köprü düşüncesi ile pekiştirdiler. Bu inançları, bir nevi simgesel “ SIRAT “ köprüsü ÇİRVAN kavramına vardıkları anlamına gelmektedir. Bu köprüden ancak cennete layık ruhlar geçebilirdi. Sıradan ruhlar ise bu köprüden Yimanın yeraltı krallığına düşmeye mahkumdu. Cennete varan ruhlar ise, artık kendilerine adanacak kurbana gereksinimi yoktu. Böylece cennet kavramı, yeniden dirilme kavramını birlikte getirmişti.

    MÖ.14. yüzyılda izlerine rastladığımız eski Mazdaizm´i, Zerdüşt reformize etmeye çalışmıştır. Zerdüşt, Boğa Kurban edilen ve Homa içilen törenler başta olmak üzere, çok tanrılı bir külte karşı çıkmıştır. Bilgeliğin efendisi, Her Şeyi Bilen, anlamını içeren Ahura Mazda´yı, Tek Tanrı olarak ele alır. İyilik ve kötülüğü simgeleyen Ormoz-Ahriman karşıtlığını ön plana çıkarır. Temel felsefe bu karşıtlığın çatışmasıdır. Amaç, insanın mutluluğu ve bundaki başarısının, iyi düşünce, iyi söz ve iyi eylemle elde edebileceği gerçeğinde odaklanmaktır. Doğal olarak, babadan oğula geçen ve Magu “Magi” denilen ruhban sınıfı ve çıkar çevrelerini karşısına alan Zerdüşt dışlanır. Bir ara Ahura Mazda´ya şöyle yakarır

    Hangi ülkeye kaçayım? Nereye gideyim?

    Kabilemden ve ailemden ediliyorum.

    Ne köyüm ne de kötü prensler bağışlıyor beni.

    Ey Ahura Mazda, seni nasıl hoşnut edeyim.

    Ve Zerdüşt söyle buyurur: KÖTÜYE DİREN. Ve devam eder: “ Kötü her yerdedir. Senin beynindeki düşüncede, senin dilinde ve senin eyleminde. Kötüyü ara ve diren. İçine dön, içini dinle. Kalp ateşinin ( Atrium ) yanı başında seni baştan çıkarmaya çalışan kötünün fısıltısını bulacaksın. Ateşli doğru ile korkutucu kötünün mücadelesini kendi nefsinde yakalayacaksın! Sen bu sırra erdiğinde, tanrı sensin. Bu sırra ermekle kötüyü layık olduğu cehennemine sürmüş olursun. Yeter ki senin daenan, yani içsel kişiliğin, içindeki o ilahi varlığın parlasın, yeterki içindeki BEN kötüye dirensin.

    Zerdüşt´ün uzun çabaları sonunda yayılan inaç ve düşünceleri, yine de Mithra inançlarına ödünler vererek uzlaşmak zorunda kalır. Öldürüldükten sonra, Mithra inançları tekrar Zerdüştlük içinde varlığını sürdürür. Mithra kültü, Zerdüşt öncesi, Zerdüşt dönemi ve Zerdüşt sonrası farklı özellikler taşır. İkisi de iç içedir, Batıya yayılan Mithra inancı, Zerdüşten de etkilenen dönemin uzantılarıdır.



    Mithraizm´in Batıya yayılması, mabetler ve inisiyasyon

    Mithra genellikle kurban olacak boğa ile birlikte, mabetlerde taşa işlenerek yer alır. İran teogonisinin temeli olan dualizm görüşü içinde, bir gurup tanrı, Ahura Mazda etrafında başta Mithra olmak üzere birleşir. Mithra, Akıl Ve Hikmetin Efendisi, ışık krallığına hükmederek, karanlıklar tanrısı Ahriman ( Agra Manyu ) etrafında toplanan kötülük güçlerinin karşısındadır. Sonunda iyilik güçleri kötülüğü yener. Bu savaşta Mithra iyi ve doğruluk güçlerinin başındadır.

    Mithra, daima savaşa hazırdır, savaşçıların yanındadır ve onlara güç verir, onları korur. Roma lejyonerlerinin Mithra ya bağlanmalarının nedeni de budur. 25 Aralık IŞIĞIN ÇOCUĞUNUN , dünyaya inişinin yıl dönümü kutlanır. Yılbaşı Mithra bayramında kurbanlar kesilir. İran´da Mithrakana veya Mirigan olarak adlandırılan bu bayramda, kral dansı yapar . Tanrısallık şerefine içip sarhoş olur. Bu bayram Mihr ayini,Mihr günü olarak hala kutlanır İran´da.

    [​IMG]

    Mithra kültüne ait tapınaklar tüm Akdeniz kıyıları,İskenderun,Silifke, Anamur, Niğde ve Nevşehir yöresindeki kapadokya, Bursa, Çanakkale, Bergama yörelerinde, İçanadolu Frigya yerleşim yerlerinde, Boğazköyde bulunmaktadır. Mezopotamya´da, Suriye Asi ırmağı kenarlarında, Kilikyalı korsanların gidebildiği yerlerde bu tapınaklara rastlanmaktadır.

    Taç giyme töreninde Neron şöyle konuşur: “ Ben uluyum, Arsakastan inerek geldim, ama ben sizin kölenizim ve sizin için geldim tanrım, size Mithra gibi tapıyorum.”Neron, Mithra kültü ile temas eden ilk Roma imparatoru. Neron kendisine Güneş Tanrısı olarak tapılmasını istemiştir. Mithra kültü zaman içinde Romanya, Yogoslavya, Avustuya, Almanya, Polanya ve İngiltere´ye kadar yayılmıştır. Bir çok Mithreum kalıntısı bunu kanıtlamaktadır. Roma imparatoru M. Aurlius da Viyana yöresindeki Altenburg da bir Mithreum yaptırmıştır.

    Bazen karakter farklılığı, bazen sınıf ve sosyal konum başkalıkları bir dinsel toplulukta, insanların birleşmelerini sağlamıştır. Bunu bir çok Mithreumda, basit kılıklı müminlerin yanında, yüksek düzeyli kişilerin zengin kıyafetlerle, kabartmalarda daha iri gösterilerek, yan yana durdukları görülmektedir. Septimus Severe, İmparator Commode, Costantin, Julien, Mithra kültüne bağlı idiler. Roma´da bu inisiyatik kült, kapalılığı içinde yasal olarak hiç bir kazanç amacı olmadan, gönüllü bağışlarla beslenmiştir.

    Tapınaklar dikdörtgen şeklindedir, ( İngiltere´de bir tapınak 7x18 mt, Altenburg daki 8,5x23 mt. dir.) İki yanı oturma sıraları, ortada Altar, ( Kurban Kürsüsü- Yemin Kürsüsü ).Doğuda girişin tam karşısındaki duvarda, Mithranın Kutsal Boğayı kurban etmesini gösteren kabartma yer alır. Tapınaklar genel olarak yer altında, mağaralarda yapılmıştır. Mağara olmayan yerlerde ve kentlerde ise aynı havayı verecek biçimde düzenlenmiştir. Mağara göğü sembolize eder. Tavan yıldızlarla süslüdür, Ay öküzün çektiği arabada yer alır. Pencereler görünmez bir şekilde yapılır ve alaca karanlık bir mabet olması sağlanmıştır. Yan tarafta ayrı bir bölümde, tören giysileri ve gerekli alet ve sembollerin konması için odalar yapılmıştır. Oturma yerlerinin duvarları genelde mozaiklerle süslenmiştir. Üyeler minderlerde otururlardı. Doğudaki niş mermerdendir. Mithranın fonksiyonu , Kurtarıcı ve yaratıcıdır. Boğanın ölümü yeni hayatın doğmasına sebep olur. Fresklerde görülen yılan ve akrep, kötülük ve uğursuzluk sembolüdür. Köpek ise uğurludur, yararlıdır ve Mithranın av arkadaşıdır. Karga, Mithra fresklerinde arka planda görülür ve haberciyi sembolize eder. Bu nitelik Mithraya aittir. Misterlerde ise karga boğanın ölümünün gerçekleştiğini simgeler. İnisiye olacak olana bu nedenle karga maskı takılmaktadır. Tapınakların hemen hemen hepsinin yanında su kaynağı vardır. Bazı fresklerde aslan alayı ellerinde tanrıya sunulacak şeyler için kaplar taşırlar. Kortej hiyerarşiye uygun olarak sırlanmıştır. Sağ ellerinde yanmış kalın mumlar taşıyanlar, onların arkasında horoz taşıyan kişiler yer alır. Daha sonra bir aslan elinde iki kulplu bir vazo taşımaktadır. Sunulanlar, Güneş Tanrısı ve Mithranın beraber yiyeceklerine uyabilecek, ekmek, şarap, boğa eti ve kanını sembolize eder. Horoz genel olarak Pers kuşu olarak tanınır, şafağın söktüğünü bildiren ve bahtsızlığa uğrayan tanrılara şarkı söylediği kabul edilir. Bu nedenle horoz kutsal sayılmıştır. Beyaz horoz ise Ahura Mazda ve Mithraya adanmıştır.

    Mithra kültünde kahin, peder veya baba olarak en üst kişiyi veya sınıfı sembolize eder. Bu düzeye ulaşmak için altı dereceden geçmek şarttır. Topluluğa yalnız erkekler alınır. Bir inisinasyon töreninden sonra topluluğa girilmektedir. Aday önce Mithraya şöyle yalvarmaktadır.” Selam sana tanrım. Suların efendisi, selam sana toprağın hükümdarı, selam sana esprinin prensi. Tanrım, hayata yeniden gelişte ben, bu ulu coşkunluk içinde geçiyorum ve bu ulu coşkunluk içinde kurtuluyorum. Ve ben Senin düzenlediğin yoldan, Senin tesis ettiğin ve Senin kutsal olarak var ettiğin yasalara göre geçiyorum.”

    Mithra kültünde aday bir süre, çömez olarak kabul edilir ve büyük törene, inisiyasyona bilgilendirilerek hazırlanır. Bu bilgilendirmelerin neler içerdiğini bilmiyoruz. Gizliliği nedeniyle inisiyasyona ait Floransada bulunan bir papürüs dışında belge yok. Sadece adayın törene hazırlandığı, eğitildiğine ait bilgilere rastlanmıştır. Bu papürüs, inisiye olanın yeminini içeriyor. “ Yeri gökten, ışığı karanlıktan, günü geceden, dünyayı kaostan, hayatı ölümden, doğmayı bozulup çürümekten ayıran Tanrı adına, iyi niyet ve doğruluk inancımla söz veririm ki. Çok saygı değer Peder ( baba) serapion ve çok saygı değer ve çok aziz Hereaut Ka tarafından oluşan ilhamla ve açıklanan Misterlerin sırrını, beraber inisiye olduklarımla ve sevgili kardeşlerimle birlikte saklamaya söz veririm. Yeminime sadakatim bana yararlı olsun, fakat boşboğazlık edersem felaket getirsin. “

    Tören diğer inisiyelerin kardeşi olarak ve Baba´nın oğlu olarak adlandırılan ve kabul edilen yeni inisiyenin iki eline yapılan dövmelerle mühürlenerek tamamlanır.

    Capoue´deki bir mağarada bulunan kabartmalarda, adayın sınamalardan geçişi canlandırılmıştır. Burada Sırların şefi beyaz, kenarları kırmızı tunik giymektedir. Gözleri bağlı olarak, çıplak ayaklı adaya yardım etmektedir.
    Mıthra kültünde yedi derece vardır.
    Birinci derece : KARGA . Mıthraya ilahi buyrukları ileten rolünü oynamaktadır. Karga Merkür gezegeninde yer tutmuştur ve tanrıların mesajını taşır. Karga bir başka yönden de havayı sembolize eder ve inisiyasyon sırasında inisiye olanları hava ile arındırır. Bu kutlamadan sonra adaya karga maskı takılır.
    İkinci derece : EŞ . Kültte kesin olarak cinsiyet belirlenmemiş. Eş Mıthra ile birleşme, Baba ile birleşmedir. Bu mistik evlenme özdeşliği sembolize eder.
    Üçüncü derece : ASKER . Mıthra yenilmez Tanrıdır. Avesta´da bilindiği gibi savaş alanında inananlarına zaferi sağlar.
    Dördüncü derece : ASLAN . Ateş küreği sembolüdür. Aslanın inisiyasyonunda su yerine bal ile eller temizlenir ki, böylece elleri tüm kötülüklerden, kirlerden, cinayetlerden korumak gereği anlatılır. İnisiyeye de bu yakışır. El balla yıkanır, çünkü her şeyi temizleyen ateş, suyun düşman olduğu bir elamandır. Aynı şekilde bal ile tüm günahlı diller yıkanır.
    Beşinci derece : PARS . Bu derecede bal yine elleri temizlemede kullanılır. Pars elini balla arıtınca, meyvelerin koruyucu niteliğini kazandığı kabul edilir. Pars, tanrısının sadık başkanıdır.
    Altıncı derece : GÜNEŞİN ULAĞI - Müjdecisi . Bu derece Güneşin yer yüzündeki temsilciliğini yapan büyük görevlinin adını taşır.
    Yedinci derece : PEDER-BABA . Ulu Mıthra kültünün en yüksek görevlisi. Yer yüzünde Tanrı ile eştir, bu nedenle Mıthra gibi giyinir. Baba, aralarında kardeş diye çağrılan külte bağlı olanların , sadıkların babası olup topluluğun yararlarını gözetir. O aynı zamanda kutsal efendi- öğretmendir. O Kahin - Mage ( Magu) dir, en büyük din adamıdır. O yeni üyeler almaya ve çeşitli derecelere inisiye etmeye yetki sahibidir.
    Mıthra kültü, tarihte Roma İmparatorluğunun devlet dini halinde, egemenlik kurmuş olarak görülmektedir. 275 yılında Aurelien, Cham de Mars da, güneşi sembolize etmek üzere, büyük bir mabet yapmıştır. Tam dört yıl, devletin ve tanrısal güçlerin tümü şerefine bayram yapılmış ve 25 Aralık günü, resmen Mıthra´nın doğum günü bayramı olarak kabul ettirmiştir. Julien, dönme Julien olarak Aurlien gibi Mıthra´yı ruhunun koruyucusu olarak, son yıllarda Hıristiyanlığa dönmüş olan Costantin´den sonra Roma´yı yönetmeye çalışmıştır. Ama 275 yılında Dalmaçya savaşı yenilgisi ve bu nedenle kültün sarsılışını durduramamış, hıristiyan eğitimine izin vermek zorunda kalmıştır. Julien, Mıthra kültünün üniversal bir din olacağı inancını ölünceye kadar korumuştur. Julien, “ İnsanlara karşı iyilik, yönetimde adalet, tanrılara iman, kendinin efendisi olma ilkelerine bağlı kalmıştır.” İstanbul´da çok yüksek bir dereceye inisiye olmuştur. Ancak Shapur adlı Pers hükümdarına karşı savaşta bir Pers oku ile yaralanıp ölmüştür. 28 Şubat 391 de kült yasaklanmıştır. Yerine geçen imparatorlar Hıristiyanlık ve Mıthra kültü çatışmasını önleyememişlerdir. Külte bağlı askerlerin başlarında Eugen ile Hıristiyan birliklerinin başında Flavien olduğu halde 8 Kasım 391 de Adriyatik kıyılarındaki Theodos savaşında yaralanıp ölünce Mıthra askerleri dağılmıştır. Böylece kült tutunamamış ve son bulmuştur. Kilise babaları üstün gayret ve fanatizmle kült yıkıntısının izlerini silmeye çalışmışlarsa da, bu izler hırıstiyanlık içinde varlığını sürdürmekte olduğunu görebiliyoruz.



    Sonuç :
    Mıthra inançlarını incelerken, güneş, Japonya´dan, Ortaamerikadaki Yukatan yarımadasında Aztek ve Mayalar´a kadar geniş bir alanda, yaşamın, varoluşun ve kutsallığın en büyük sembolizması olarak karşımıza çıkmakta. Tanrılaştırılan güneş, Japonya´da Ameterasu, Hindistan ve İran´da Mıthra, Asur ve Babil´de Şamaş, Hititler´de Vuruşemu ve Mısır´da Ra adını alır. Onun adına bu bölgelerde sayısız tapınaklar görüyoruz.

    Eski Mısır´da da batıni ( gizli ) bir doktrin olan HERMES düşüncesi inanç bağlamında, önemli bir yer tutar. Güneş-RA, tapınımın özünü oluşturur. Bilgi tanrısı Hermes aynı zamanda gizliliği simgeler. Gizlilik, kapalılık Batı dillerinde “ Hermetik “ sözcüğü ile ifade edilir. İnisiyasyon olgusu ve ritueli, İskenderiye Okulu aracılığı ile Ortadoğu ve Anadolu´ya yayılmıştır. Fravun Akeneton döneminde, Güneş, tek tanrı düşüncesi olarak kabul ettirilmeye çalışılmıştır.

    Mezopotamya ise, biline bilen en eski uygarlığın filizlendiği yerdir. MÖ. 5000 lere kadar uzanan bir zaman içinde, Sümer, Asur ve Babil uygarlıklarında güneşin tanrısallığı önemli yer tutar. Ayrıca Sümerlerin, Tufan, ölümsüzlük, yaratılış ve kader düşünce ve inançları, Sami dinlerini etkilediğini araştırmalar göstermektedir.

    Konumuz olan Mıthra kültünü incelerken, bunun MÖ.1400 den önce ve MS. 391 yılları arasında çok geniş bir alana yayıldığını gördük. Temel düşünce, insanlar arası eşitlik,kardeşlik ve sevgidir. İyi düşünce, iyi söz, iyi çalışma, ilkeleri vazgeçilemez ana kurallardır. Bu kadar uzun bir zaman diliminde varlığını sürdürmesi ve inanan bulması, bu temel ilkelerden kaynaklandığını düşünebiliriz. Bu temel ilkeler bu günde geçerlidir.

    İlk sosyal tarihçi İbn- Haldun, Mukaddime adlı yapıtındaki “ Yeni uygarlıklar, bir önceki uygarlıkların kalıntıları üzerine kurulur” düşüncesinden yola çıkarsak, günümüzdeki inanç, töre ve dinlerin temelinde , geçmiş inanç, töre ve dinlerin izlerini bulmamız sürpriz olmamalıdır. Bu gerçeğe direnenler dogmaların tutsakıdır.

    Günümüzde de değişen fazla bir şey yok. İnsan hep o insan. Kullandığımız araç ve gereçleri, daha gelişmişleriyle değiştirmeye istek duyarız da, genelde yeni düşüncelere ön yargılarla direnç gösteririz. Bu davranış, insandaki ruhsal yapının en belirgin örneğidir.

    Sık sık, bilgi ve iletişim çağını yaşadığımızı büyük bir kıvançla dile getiriyoruz. Ancak bu bilgi ve iletişim çağının getirdikleri yanında, bizden götüreceklerini de düşünmek ve buna hazırlıklı olmak zorundayız. Bunu yapamadığımızda, düşeceğimiz çelişkiler, bireysel olduğu kadar, toplumsal olarak da kaos yaratacaktır. Bu kaosu yaşamamak,alışagelmiş ve kalıplaşmış düşüncelerden kurtulmamıza bağlıdır.

    Genelde aile ve toplum içinde bizlere aktarılan, sonra eğitim ile perçinlenen bilgiler tek yönlüdür. Halbuki çağımızın iletişim olanaklarıyla, çok yönlü bilgilenmenin yanında, bilgiyi kaynağından öğrenebiliyoruz. Hem de dünyanın öbür ucundaki bir üniversite, ya da bir ulusal kitaplıktan, saniyelerle ifade edilecek kısa bir zaman içinde.

    Bu olanaklarla, bize bilerek ya da bilmeyerek aktarılan ve benimsetilen bilgilerin, doğruluğunu veya yanlışlığını anlayabiliyoruz. Bu çok yönlü bilgilenme, önceki düşünce ve inançlarımızın değişmesine etken olmaktadır.

    Geçmişte olduğu gibi bu günde, eski düşüncelere karşıt, yeni düşünceler üretenlere davranış ve tutumumuz belli, karşı koyarız, dışlarız, tutuklarız ya da öldürürüz. “ Hiç bir peygamber köyünde vaaz verememiştir “ özdeyişi, bunu en çarpıcı bir şekilde özetler. Bu insanları, ancak öldükten sonra yüceltir, kutsallaştırır, düşüncelerine tapınaklar yapar, ya da meydanları onların heykelleriyle donatır, putlaştırırız.

    Ortadoğu ve Batı´da bu düşünce ve davranış hep böyle süregelmiştir. Uzakdoğu´da ise, farklı inanç ve dinler bir arada yaşamasını bilmişlerdir. Onlara göre her farklı düşünce ve inanç, sonunda, hedef olan GERÇEK´ te birleşen farklı yollardır.

    Kendimize dönersek, bu gün hala, yaratılış ile evrim, determinizm ile kuantum fiziği, Skolastik evren görüşü ile astrofizik arasında süregelen bu çatışmaları yaşamak, düşündürücü olduğu kadar, insallığın gelişmişlik düzeyinin, trajik bir göstergesidir.

    Kanımca Masonluğun en önemli niteliklerinden biri de, hiç bir düşünce, inanç, din ve felsefeye bağımlı olmadan, onlara çağdaş bir bakış açısından yaklaşımla, aklın ve mantığın süzgecinden geçirerek, diyalektik açıdan incelemesidir. Bu tutum bizleri, kısır çekişmelerin ve anlamsız çatışmaların tuzağından koru*****, zaman içinde gelişen düşüncelere ve dünyaya uyum sağlamamıza yardımcı olmaktadır.

    Bu düşüncelerin ışığında, “ Her söylenen iyi ve doğru düşüncenin, en son söylenmiş iyi ve doğru düşünce olmadığının bilincine varmak zorundayız. “ Böylece düşüncelerimiz dogmalaşmadan, yani onların tutsağı olmadan gelişme fırsatı bulabiliriz.

    19 Mart 1999 Özkan Aras


    NELER SÖYLENDİ?

    Mithracılık, Hıristiyanlık ve Masonluk Bağıntıları......

    İran'daki Köken

    "Mithra ayinleri, zamanla Dionysos-Sabazius gizemlerinin yerini alırken, Mithra'nın "mağara"ları da, Babil'den İngiltere'ye kadar yayılan bir alanda, eski tanrıların yeraltı tapınaklarının yerine geçiyordu."
    M. P. Blavatsky, Isis Unveiled

    "Geç Helenistik dönem kötümserliğin egemen olduğu bir çağdı. Bu çağda hem Helen akılcılığı, hem de Doğu'nun otoriter din kurumları iflas etmişti. Her ikisi için de tek çıkar yol, kurulu yasaları yok sayan, akıl ve mantık üstü bir kurtarıcı bulmaktı. Batı'daki Mithra'nın köklerinin, İran'daki Zerdüşt Mithra'sı inançlarında değil de, Mezopotamya ve Anadolu'da tapınılan "daevic" tanrı kültünde bulunma olasılığı daha fazladır. Batı'nın Mithra'sı, kurtarıcı tanrılar çağında, bir kurtarıcı tanrıydı."
    Richard N. Frye, The Heritage of Persia

    "Mithra kültü, eski Ari'lerin Ahura-Mazda tapımlarından türemiş ve yaklaşık olarak İÖ on beşinci yüz yılda eski İran'da ortaya çıkmıştır. "Mihr" (Mithra'nın Farsça karşılığı) yalnızca "güneş" anlamına gelen bir sözcük olmakla kalmaz, aynı zamanda "dost, arkadaş" anlamını da taşır. Bu pagan tanrıya özgün tapımın, yani hem güneş tanrısı, hem de sevgi tanrısı olarak tapılmasının, asıl nedeni belki de bu anlamlardan kaynaklanmaktaydı. İÖ üçüncü yüz yıl başlarında, Pers İmparatorluğunun Batı sınırlarında bulunan askeri yönetimler Mithra'ya "ilahi savaşçı" olarak tapmaya başladılar. Mithra, artık sevgi dolu güneş tanrısı olmaktan çıkıp, gücün dostu, askerlerin "yenilmez" tanrısı haline gelmişti."
    Quest for the Past

    "Eski Ermenilerin inançları arasında en evrensel olanı Mithra kültüydü. Mithra bir yandan güneş, yani Helios ile, diğer yandan Apollon ve Hermes ile eşdeğerdi. Özgün olarak bu tanrı, Ahura-Mazda'nın yandaşı olarak savaşan bir ışık kaynağı, bir tür melek biçiminde kabul edilmişti. Mithra'nın savaşçı niteliğini daima koruduğu anlaşılmaktadır...Mithra bayramları, Mithrakana'lar, İran'da her yıl yedinci ayın on altıncı gününde kutlanırlardı. Bu bayram, değişiklik geçirmiş haliyle, İslam'ın doğuşuna kadar devam etmiştir."
    Barney and Lang, The People of the Hills

    "Mithra'nın Ahura-Mazda'nın gözü olduğuna ve dünyayı onun yönettiğine inanılırdı. Bu kültün inançlarına göre, en yüce tanrının yerine Mithra geçmiş, İyi ve Kötü arasındaki büyük mücadeleye katılmış ve zaferle sonuçlandırmıştı. Mithra, kendi zaferini güven altına almak için, doğanın prototipi olarak kabul edilen, büyük bir boğa kurban etmişti. Bu kurban edilen boğa sayesinde, doğa verimliliğe kavuşmuştu."
    Ninian Smart, The Religious Experience of Mankind

    "Mithra'cılık Pers ordularının fetihleri ile yayıldı. Pers'lerin muhteşem savaş makinası Suriye, Kalde ve Küçük Asya'ya doğru genişledikçe, Mithra'nın ünü ve etkisi aynı ölçüde gelişiyordu. Ünlü Pers general ve yöneticisi, Darius'un ölümünden sonra bile, Helen kültürünün rekabetine rağmen, Mithra'cılık halkın ilgisini çekmeye devam etti. Mithra'cılık hiç bir zaman Yunanistan'da değerli bulunmadı ve kabul görmedi. Bu ilgi eksikliği, Helen'lerin Pers'lere karşı hissettiği antipatiden ve iki ulusun aralarındaki unutulmaz savaşlardan kaynaklanıyordu. Ancak, bu antipati yalnızca Helen'lere özgü olarak kaldı; zira Hıristiyanlığın başlangıcında, Mithra inancı, Doğu'da İndüs vadisinden, Batı'da Karadeniz'e kıyılarına kadar yayılmış durumdaydı. Mithra'cılık Anadolu yaylasında büyük ölçüde kabul görmüştü. Roma'lılar, Mithra'cılık ile, Aziz Paul'un memleketi Kilikya'da tanıştılar. Roma'lı askerler kısa sürede Mithra inancını başkentlerine taşıdılar. Helenistik dönemde, Doğu'nun dışında pek fazla tanınmayan Mithra'cılık, böylece tüm İtalya'ya yayıldı."
    Harry Kenison, The Mystery of Mithra

    "Mithra kültü, Romalı lejyonerlerce büyük ilgi ve hevesle karşılandı. Mithra'cılık lejyonerlerle birlikte İran'dan Roma'ya, Tunus'a, Ren nehri boylarına ve ta Londra ve Hadrianus surlarına kadar yayıldı. Mithra, insanları Hıristiyanlığa yönlendiren hemen hemen aynı gereksinim ve dürtüleri tatmin etmekteydi, zira rütbe ve karşılıklı sorumlulukların, yerleşik toplumsal statüye göre değil, kapalı bir çevrenin gizli bağlarına göre oluştuğu bir kardeşlik topluluğuydu. Mithra'cılık, Roma İmparatorluğu'nun toplumsal yapısının içine yayılmış ve güçlü sadakat gerektiren bir yeraltı şebekesiydi."
    John Romer, Testament


    Kült Uygulamaları

    "Diğer gizem dinlerinin aksine, Mithra'cılık yalnızca erkeklere açıktı. Bu nedenle, hiç bir bakımdan evrensel bir inanç olarak değerlendirilmesi olası değildir. Mithra, yenilmeyen ve hiç bir zaman da yenilmeyecek olan güneşi (sol invictus) temsil etmekte ve askerlerin cesaret, başarı ve özgüvenini simgelemekteydi. Kültün etik değerleri, bir asker için gerekli olan özdenetim ve benzeri erdemleri içermekteydi. Bu değerler, Mithra'cılığın Roma ordusunda yaygınlaşmasının ana nedeniydi. İmparatorların koruyuculuğu da oldukça etkin olmuştu. İS İkinci yüz yıldan başla*****, Roma İmparatorları "invictus" unvanını takınmışlardı."
    Ninian Smart, The Religious Experience of Mankind

    "Mithra'cılık, tanrısal bilginin yedi derecede düzenlendiğini kabul ediyordu. Üyelerin bir dereceden bir sonrakine geçmeleri, her dereceye özgü özel bir inisiyasyon töreni, cesaret ve dayanıklılık sınavları ile gerçekleşmekteydi. Yedi bilgi derecesi, yedi gezegene karşılık geliyor, dereceleri tırmanmak ruhun gezegen katmanlarını aşarak cennete doğru yükselmesini simgeliyordu."
    Ancient Wisdom and Secret Sects

    "Yeni üyenin ölümünü ve bambaşka bir insan olarak yeniden doğumunu simgeleyen inisiyasyonun en düşük derecesi "Sacrement" (dinsel tören) olarak adlandırılırdı."
    Arkon Daraul, Secret Societies

    "Liturgy of Mithra" (Mithra Ayini) adlı, Hermetik Gnostizm'in etkisinde olan bir metinde şu sözler yer alır:"Bugün, senden yeniden doğan kişi, ölümsüzlüğe kavuşan sayısız kişilerden biridir..." ve "Yaşam veren doğumun yinelenmesi için yeniden doğan..."
    Mircea Eliade, Rites and Symbols of Initiation

    "Yükseliş, her biri bir gezegen tarafından yönetilen, yedi inisiyasyon derecesi ile simgeleniyordu: Kuzgun (Merkür), Gelin (Venüs), Asker (Mars), Aslan (Jüpiter), Pers (Ay), Güneşin Habercisi (Güneş) ve Baba (Saturn). En son amaç, kozmosun tüm düzeylerini aşmak ve durağan yıldızlara, sonsuzluğa ulaşmaktı."
    An Encyclopedia of Archetypal Symbolism

    "Mağaralarda gizlice düzenlenen ayinlerde, her bir derece için ayrı bir maske ve giysi giyilirdi. Adaylar, Mithra kültüne on iki ayrı sınavdan başarı ile geçerlerse kabul edilirlerdi. Bu sınavlar arasında ateş, su, açlık, soğuk, kırbaçlanma, dağlanma ve kan akıtılması gibi zorlu denemeler vardı. Adayları neredeyse tüketen bu sınav süreci yedi hafta kadar sürerdi. Başarılı olanlar, dinin gizemlerini saklayacaklarına and içerler ve ondan sonra vaftiz edilirlerdi."
    Quest for the Past

    "Adaylar gizlilik andı içtikten sonra, yalnızca kült üyelerinin bildikleri kutsal sözcükleri öğrenirlerdi. Adaya sivri bir başlık, üzerinde takımyıldızların resimleri bulunan bol bir tünik ve burç simgeleri ile süslü bir kemer giydirilir, eline bir çoban değneği tutuşturulurdu. Göğsüne takılan altın bir yılan adayın bir Mithra müriti olarak inisiye olduğunu kanıtlardı. Mithra törenlerinin arasında en dikkat çeken uygulama, adayın sahte bir ölüm deneyimi yaşamasıydı. Ölüm, yaşamın yenilenmesinin ve tüm manevi değerlerin baştan oluşturulmasının mantıklı bir hazırlığı olarak düşünülüyordu. Mithra'cılıkta ölüm, yeni bir yaşamın başlangıcıydı. Ölüm ve yeniden doğuş özelliği o denli inandırıcıydı ki, İmparator Commodus, ritüelin uygulamasında gerçek bir cinayet işlemekten kendini alamamış ve töreni lekelemişti."
    Harry Kenison, The Mystery of Mithra

    "Mithra'cılığın başlıca töreni "taurobolium" idi. Ritüelik olarak bir boğanın kurban edildiği bu törende, Mithra'nın ilk eylemi yinelenir ve anısı kutlanırdı. Adaylar, boğa kanıyla vaftiz edilerek, boğanın yaşam veren özelliklerini kendilerine aktarırlardı. Törenin bu bölümünün, Küçük Asya'nın Büyük Ana'sı olan Kybele kültünün ayinlerine çok benzediğine dikkat etmek gerekir."
    Ninian Smart, The Religious Experience of Mankind

    "Boğayı öldürdükten sonra Mithra ve Sol, boğanın etini paylaştıkları bir ziyafet ile dostlıklarını kesinleştirirlerdi. Bu sırada, hayvan maskeleri takmış kişiler onlara hizmet ederlerdi. Şölenin sonunda, iki tanrı Sol'un arabası ile cennete yükselirlerdi. Bu şölen, inisiyasyon düzeylerini gösteren maskeler takmış bulunan iyilik yandaşlarının hep beraber paylaştıkları bir ortak sofra paradigması oluşturmaktaydı. Aynı biçimde, Mithra'ya iman edenler, boğanın etini yemek ve kanını içmekle, yeniden doğacaklarına ve Mithra ile birlikte güneşin göklerdeki evine yükselerek, ölümsüzlüğe kavuşacaklarına inanırlardı."
    An Encyclopedia of Archetypal Symbolism

    "Günümüzdeki gizli örgütlerden bazılarının kökeninde bulunması olası olan Mithra'cılığın, bu tür örgütlerin esasını oluşturan bir çok öğeyi içerdiği görülmektedir. Mithra kültü, mensuplarının üzerinde, yüce bir varlıkla gerçek ya da kurgusal bir ilişki kurma deneyimini yaratmaya çabalayan bir eğitim sistemidir. İnsanoğlunun gücünü aşan bazı olayları sağlamak için birtakım sözcüklerin kudretine inanmak, Mithra'cılıkta bulunan büyüsel yönü göstermektedir. Dinin gizli öğretisi, kendi bedeninin üzerinde kudret kazanmak için kendini fiziksel olarak dizginlemekti. Cinsel arzuyu psişik alanlara yönlendirme eğitimi özünde Mithra'cılığın da, tüm mistik akımlarda bulunan disiplin sayesinde tinsel güç kazanma yöntemini izlediğini göstermektedir. Bu bakımdan Mithra kültü, tüm tapımları ayrım gözetmeyen cinsel düşkünlük ve toplu ahlaksızlıktan ibaret olan, daha ilkel ve daha önemsiz akımlardan kesin çizgilerle ayrılmaktadır."
    Arkon Daraul, Secret Societies


    Mithra'cılık ve Hıristiyanlık

    "Mithra dini ve ayinleri hakkında yeterince bilgimiz olmamasına karşın, Paul'ün mektuplarında kullandığı anlatım tarzının, İncil'lerden çok Mithra kültünün terimlerine yakın olduğunu açıkça görebilmekteyiz."
    E. Wynn-Tyson, Mithras

    "Mithra'cılıkta kıyamet, yargı günü, diriliş ve Mithra'nın bizzat kötülük ilkesini alt ettiği ikinci gelişi dinsel gerçekler olarak kabul edilmiştir. Bir mağarada dünyaya gelen Mithra'ya çobanlar hizmet etmişler ve armağanlar getirmişlerdir."
    Baigent, Leigh and Lincoln, The Messianic Legacy

    "Tıpkı Hıristiyanlar gibi, Mithra'cılar da kurtarıcılarının göklerden yere indiğine, on iki yandaşı ile son yemeğini paylaştığına, kendi kanını saçarak insanlığı günehlarından kurtardığına ve öldükten sonra yeniden canlandığına inanırlardı. Boğa kanı ile olsa bile, geçmiş günahlardan arınmak için yeni inananları vaftiz ederlerdi."
    Quest for the Past

    "Mithra'nın simgesi olan güneşin doğuşu ve batışı, İsa'nın ölüm ve dirilişini anımsatır. Üstelik, güneş tanrının doğuşunun kutlandığı Mithra bayramı, İsa'nın doğum günü olan 25 Aralık'tadır. Her iki dinde de, vaftiz ile ekmek ve şarabın kutsanması törenleri vardır."
    Ancient Wisdom and Secret Sects

    "Benim bedenimi yemeyenler ve kanımı içmeyenler, böylece benimle birleşmeyenler kurtulamayacaktır."
    J. M. Vermaseren, Mithras, The Secret God

    "Onlar yemek yerken İsa ekmeği alıp kutsadı. Sonra bölüp öğrencilerine verdi. "Alın, bedenimdir bu" dedi. Ardından bir bardak aldı, teşekkür sunduktan sonra onlara verdi. Hepsi içtiler. İsa, "Bu birçokları için akıtılan antlaşma kanımdır"dedi."
    Markos 14:22-26

    "Matta İncilinde, İsa'yı Mithra ile eşitleyen son yemek sahnesi yer almaktadır, ancak rahiplerin "Baba" ve başrahibin de "Babaların Babası" biçiminde adlandırılmasıyla ilgili Mithra'cı adet reddedilmiştir."
    William Harwood, Mythologies Last Gods: Yahweh and Jesus

    "Ama sizler Rabbi diye çağrılmayın. Çünkü Öğretmeniniz tektir, hepiniz de kardeşsiniz. Yeryüzünde hiç kimseye baba demeyin. Çünkü Göksel Babanız tektir. Size yönetici demelerine de izin vermeyin. Çünkü Yöneticiniz birdir: Mesih."
    Matta 23:8-10

    "Mithra'cıların Kutsal Baba'sı (başrahip) kırmızı başlık ve giysi giyerdi, yüzük takar, bir çoban değneği taşırdı. Hıristiyanların başı da, aynı unvanı aldı ve aynı biçimde giyindi. Hıristiyan rahipler, aynı Mithra rahipleri gibi, İsa'nın kesin yasaklamasına karşın, "Baba" (peder) adını kullandılar. Mithra rahipleri, görevlerinin simgesi olarak, uzun bir başlık takarlardı. Hıristiyan rahipler de bu başlığı benimsediler. Mithra'cılar, güneş-tanrının yükselişini anmak için, "mizd" adı verilen, üzeri Mithra haçı kabartmalı, güneş biçiminde bir çörek yerlerdi. Bu çörek de Hıristiyanlığa uyarlanmıştır. Katoliklerde, mayasız ekmek güneş biçimini hala korumaktadır. Julius Caesar'dan Gratianus'a kadar tüm Roma İmparatorları tanrıların "pontifex maximus"u (büyük rahip, papa) unvanını taşımışlardı. Theodosius, bir Hıristiyan olarak bunun kendi statüsüne uygun olmadığını düşündü ve unvanı reddetti. Bunun üzerine, Roma başpiskoposu bu unvanı kendisine aktardı."
    William Harwood, Mythologies Last Gods: Yahweh and Jesus

    Mithra'cılık ve Masonluk

    "Mithra'cılığın masonlar için büyük önemi vardır, zira bu eski gizem dini, masonluğun simgelerinin bir çoğunu içermektedir. Mason bilgeliğinin bazı yönlerinde Mithra'cılığın katkısının bulunması pek olasıdır."
    Harry Kenison, The Mystery of Mithra

    "Mithra'cılık mukaddes masonluktur."
    Sir Samuel Dill, Roman Society in the Last Century of the Western Empire

    "Mason yazarlar, masonlukla Mithra'cılık arasında bir çok benzer noktalar bulunduğunu açıklamışlardır. Bir keresinde, Albert Pike, Masonluğun eski gizem dinlerinin modern mirasçısı olduğunu söylemiştir. Bu benim pek onaylamadığım bir iddiadır. Eski gizem dinleri ile bizim kardeşliğimiz arasında benzerlikler vardır, ancak bu benzerliklerin çoğu yüzeysel niteliktedir ve içerikten çok, örgütlenme ve rit uygulamaları gibi dış özelliklerdedir. Yine de, masonlukla Mithra'cılık arasında bulunan benzerlikler şaşırtıcıdır."
    H. L. Haywood, Mithraism: Freemasonry and Ancient Mysteries

    "Mithra inancına bağlı Roma lejyonları Almanya, Fransa ve Britanya Adalarına doğru yayılırken köprüler, yollar ve kaleler inşa etmek için mimarları ve duvarcı ustaları yanlarında götürmüşlerdi. Masonluk ile Mithra'cılığın bazı yönlerden benzerlikler içermesi, buradan kaynaklanıyor olabilir."
    Harry Kenison, The Mystery of Mithra

    "Mani'cilik, Mithra'cılığın küllerinden doğmuştur. Roma Katolik kilisesi ve teolojisini düzenlemek için çok çaba harcamış olan Aziz Augustine, önceleri ateşli bir Mani'ciydi. Bu yüzden, Aziz Augustine sayesinde eski Mithra inancının pek çok özelliği Hıristiyanlığa aktarılmıştır. Mani'cilikten Paulisianizm, Paulisianizm'den de Orta Çağın güçlü kültleri olan Kathar'lar, Patari'ler, Waldenses'ler ve Hugenot'lar ile daha nice benzer gelişmeler kaynaklanmıştır. Bu farklı kanallar vasıtasıyla Mithra'cılık Avrupa'da sürüp gitmiştir. Sıkça ileri sürüldüğü gibi, bu eski kültün izlerini mason tören ve simgelerinde bulmak olasıdır. Ancak, bu tür kuramların belirsiz ve kanıtlanması zor olmaları kaçınılmazdır; üstelik bu kuram üzerinde fazlaca tartışılacak kadar öneme sahip de değildir."
    H. L. Haywood, Mithraism: Freemasonry and Ancient Mysteries

    "Masonluk, değişime uğramış Mithracılıktır...ve onun gizli inisiyasyon törenlerinin kalıntılarına sahiptir."
    Ursus Major The Mithraism - Freemasonry Connection


    Araştırma ve Derleme: Thamos (Geometri)

    Bu yazı büyük ölçüde Underground Streams sitesinden alınmışTIR.
     

Sayfayı Paylaş