ÇAMŞIH HÜSEYİN ABDAL DERNEĞİ VE CEM EVİ

Konu, 'Alevi Dernekleri ve vakıfları' kısmında huseyinkarakoc tarafından paylaşıldı.

  1. huseyinkarakoc

    huseyinkarakoc Yeni Üye

    Kayıt:
    5 Mart 2007
    Mesajlar:
    2
    Beğenilen Mesajlar:
    0
    dostlar Çamşıh Hüseyin Abdal derneği divriği bağlı çamşıh yöresindedir. Her yıl temmuz ayında şenlikler yapılır bu yıl 13. sü gerçekleştirilecek olan şenliğe arif sağ hocamız ve bir çok sanatçı katılacaktır. halkın katılımı her yıl yaklaşık 10 bini geçmektedir.
    Hüseyin Abdalın Hayatı : Hüseyin Abdalın kim olduğunu sorduğumuz zaman soy şeceresine bakmak gerekiyor, yani bu soy nereden gelmiş kimlermiş.


    Hüseyin Abdalın dolaysıyla bizlerin soyu Bostancı baba “Şemsettin Karaca Sultan”dan Ahmet Yaseviye dayanıyor. Sıra ile anlatacak olursam, Hacıbektaş Velinin Vilâyet namesinde bahsi geçen Bostancı Babanın öyküsünü anlatmam gerekiyor. Kısa anlatacağım ama özü teşkil edecek şekilde yazacağım.



    Bostancı baba Şemsettin Karaca Sultan, bir zamanlar 13 yy başlarında Aydın –Denizli bölgelerinin en meşhur eşkıyalarından biri imiş. Eşkıya deyince hemen insanın eşkıyadan pir olurmu diye ilk sözde kafası bulanıyor değilmi. Yazacağım neden eşkıya olmuş, 99 kişi öldürüp neden tövbe etmiş.Kendisinin eşkıyalar tarafından bir haksızlığa uğraması sonucu , kötülerle mücadele edip, yoksulun , mazlumun , haklının yanında yer almak için kendisini bu işlere adamış.Sonuçta haksızdan alıp haklıya vermiş ama 99 kişiyi öldürmüş adına da Kara kesici diyorlarmış..


    Günün birinde vicdanı sızlamaya başlamış nereye kadar devam edeceğini düşünüp karar vermiş.Kara kesici adam öldürmenin sonu yok ben bu yoksulları başka yollarla da korurum diye düşünüp araştırmaya başlamış. O zamanlar Hacıbektaş Veli Türbesi yeni yeni oturmuş Dervişleri tüm yurdu gezip insanları eğitmek eline beline diline ilkesini yaymak için Anadoluyu adım adım gezmeye başlamışlar. Eşkıya Kara Kesici köyleri gezerken bir dervişe rastlamış. Dervişe tövbe etmek istediğini günahlarının bağışlanması için ne yapacağını sormuş. Derviş senin derdine Karaca Höyükte Hacıbektaş diye bir pir var, ona git o derman olur, o sana yol gösterir diye eşkıyayı ona yönlendirmiş.


    Eşkıya o tarihten sonra eline silah almamış adamları ile vedalaşıp yaya olarak Aydından Nevşehir Hacıbektaş Dergâhına kadar türlü zorlukları atlatıp, yürüyerek aylar sonra Pirin huzuruna gelebilmiş.

    Kısa anlatmaya çalışıyorum. Kara Kesici Pirin huzuruna gelince niyaz edip gösterilen yerde durmuş. Hacıbektaş,

    —Hoş geldin yolcu nereden gelir nereye gidersin diye sormuş.

    —Aydın Denizli elinden size niyaza geldim pirim. Bana orada Kara Kesici derler, Hoca Ahmet Yesevi soyundanım demiş. Hacıbektaş Ahmet Yesevi lafını duyar duymaz toparlanıp,

    -- İnşallah ona laik bir insansındır diye sormuş

    —Değilim, değilim pirim ama ona laik olmak için geldim demiş. Hacıbektaş´a eşkıya olduğunu 99 insan öldürdüğünü pişman olduğunu tövbekâr olduğunu tek tek anlatmış. Kötülere karşı savaş verdiğini anlatmış. Dert bende derman sende pirim diye niyazda bulunup medet demiş. Neden eşkıyalık yaptığını detayı ile anlatmış. Koca pir Karakeçiciyi can kulağı ile dinleyip devam etmiş.

    -Var birkaç gün dinlen misafir ol gene konuşuruz demiş. Bir hayli zaman dervişlerle kalan karakeçici dervişlerden ders almış tüm bilgileri öğrenmiş artık gitme zamanının geldiğini düşünerek Pirin yanına gitmişki koca pir aş evinde dervişlerle ocağın başında oturmuş konuşuyorlarmış. Kendiside biraz oturup Pirden destur istemek için,

    —Yüce pirim ben geleli günler oldu benim günahlarım bitecek gibi değil, bu günahlardan arınmak için bana bir yol göster, Haccamı gideyim, namazmı kılayım, oruçmu tutayım, hangisini yapmam gerekiyorsa söyle pirim yapayım demiş. Hacı Bektaş ‘ı Veli,Ocağın başında oturmuş olduğu için biryandan ocaktaki ateşe, biryandan ateşin üzerindeki saca, bir yardanda Kara kesiciye bakarak,

    —Şu ateşi görüyor musun?

    —Görüyorum





    Hararet nardadır sacda değildir

    Keramet baştadır taç da değildir

    Her ne arar isen kendinde ara

    Mekke´de, Kudüs´te Hac ‘da değildir.





    Demiş. Ocakta yanan çam dallarından birini almış dal ucu yanık olduğu için dumanlar çıkıyormuş. Bu dalı Karakeçiciye uzatarak,

    —Bu yanmış çam kösevisi, Sen insanlara kötülük için insan öldürmedin, mazlumu yetimi korudun. Al bu köseviyi götür yedi yolun arasına bostan dik, köseviyi bostanın bir kenarına dik. Gelene geçene iyilik yap, ikram et. Ne zaman yaptığın sevaplar günahlarından fazla gelirse o zaman bu kösevi güverir. O zaman bilki günahların af olmuştur. En büyük sevap insan gönlünü almakdır. En iyi ibadet insanları mutlu etmektir. Var git hak yardımcın olsun diye gitmesine izin verir. Kara kesici niyaz eder ayrılır.


    Yürüyerek tekrar Aydın Denizli bölgesine geldi. Eşkıyalık yaptığı bölgede bütün yolların kesiştiği bir yer bulup bostan ekti, elindeki yanmış köseviyi de bir kenarına dikti. Tam yedi yıl boyunca bostan ekip gelene gidene yedirdi. Adı bostancı baba oldu.


    Temmuz ayının bir günün de hızlı hızlı giden adama biraz soluk alması için kavun karpuz ikram etmek istedi, adam durmadı acele bir iş için şehre gideceğini söyledi, Bostancı baba israr ettikce adam olmaz çekil yolumdan diyordu. Bari yanına al yolda yersin diye her türlü alternatifi denedi ama adam almadı birde hakaret etti. Bostancı baba düşmüştü canı yanmıştı adamı hemen öldürmeyi düşündü ama vaz geçip tekrar adama yetişip israr etti. Yalnız kafasından bu adamda bir pislik var diye düşündü. Kendimi tutamıyorum adam kötü galiba yarabbi bana yardım et dedi. Adam hakaret edici laflarla bostancı babayı itiyordu. O da ahtım var yemezsen salmam diyordu. Sonunda adam elindeki sopayı bostancı babanın kafasına indirdi. Darbeyi yiyen bostancı baba belindeki teberi çıkarıp adamın boynuna indirdi adamın boynu kopmuştu.99 du yüz olsun zaten belliydi benim günahlarım af olmazdı diye ağlaya ağlaya kösevinin yanına giderken köylülerde gelmişti. Adamın öldüğünü görünce bostancı babanın ayaklarına kapandılar, baba köyümüze gelen erenlerden dervişi şikâyete gidiyordu köyümüz ü kurtardın Allah senden razı olsun diye dua edip adamın cenazesini alıp gittiler.


    Bostancı baba gidip yanmış köseviyi sökecekken görmüş ki kösevi yeşermiş. Köseviyi söküp tekrar Hacıbektaş Veliye gelmiş. Pire niyaz edip olanları anlatıp yeşeren köseviyi göstermiş. Ben burada hızlı geçiyorum ve basit anlatıyorum. İşte burada Hacı bektaşı Veli onu kabul edip sende artık bu yolun göstericisisin diye dualar ediyor. Bostancı baba tekrar Bostan ektiği yere gelip mekânının kuruyor. Hacı Bektaş yolunda halka hizmet ediyor. Bostancı baba asıl adı Şemsettin Sultan yanmış köseviyi güverttiği için ona Çam şeyhi denilmeye başlandı. Onun ölümünden sonra da soyuna Çam şeyhler, Çam Şeyhliler, Çamşeyhlioğulları denildi.



    Bostancı baba hakka yürüdükten sonra yerine çocukları geçti. Uzunca bir aradan sonra Şeyh Bedrettin isyanında Bostancı Babanın çocuklarıda çok zayiat verdi, kalanlarda yaşadıkları yeri terk edip başka memleketlere kaçtı. Bostancı babanın soyu artık Aydın Denizli bölgesinden silindi, Çamşeyhlioğulları kayboldu.



    Avrupa ya kaçan kalan aile yıllar sonra Bulgaristan´ın Dimetoka da kendilerini gösterdiler. Bostancı babanın torunlarından Kara Halil baba Dimetoka Bektaşi derğahınnın lideri oldu. Uzunca bir zaman orada görev yaptı. Bu dergâh Marmara, Balkanlar ve Avrupa civarında yaşayan tüm alevi Bektaşilere hizmet veriyordu.1598 yılında Hacı Bektaş dergâhında ki Dedebaba Seyit Ali Sultan hakka yürüdüktan sonra buraya, hacı Bektaşi veli dergâhında 4. tost sahibi olarak dedebaba seçildi.l632 yılına kadar de3rgah iderisi görevini yürüttü.1632 yılında hakka yürüdü. Çamşeyhlioğulları bundan sonra oğlu Hüseyin Abdal tarafından devam ettirildi. Babası öldükten sonra Hüseyin Abdal hacı Bektaş dergâhında eğitimini alıp dervişlik makamına ermişti. Bir gün gidip pirden izin alıp Anadolu'ya gitti. Dedelerinden kalan şecere “silsilename” ve berat ları ve teberi de alarak Anadoluyu adım adım gezdi.
     

Sayfayı Paylaş