alevilerde kadın

Konu, 'Alevilik Genel' kısmında k_binici52 tarafından paylaşıldı.

  1. k_binici52

    k_binici52 Daimi Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2006
    Mesajlar:
    95
    Beğenilen Mesajlar:
    2
    Erkek dişi sorulmaz, muhabbetin dilinde
    Hakkın yarattığı her şey, yerli yerinde
    Bizim nazarımızda, kadın erkek farkı yok.
    Noksanlık da eksiklik de, senin görüşlerinde
    Hacı Bektaş Veli

    Bektaşiler, tarikatları içinde kadın özgürlüğünü ve kimliğini koruyabildi. Kadınlar, bu topluluk içinde etkin olabildiler. Erkeklerle birlikte cemlerde yer aldılar; topluluğu ilgilendiren kararlara katıldılar. Aralarında âşık kadınlar ve kadın ozanlar çıktı. Dinî törenlerde de (On iki Hizmet´lerde) etkin katkıları oluyordu.

    Bektaşilerde kadın, bir arkadaş ve bir kız kardeştir. Kendilerine “Bacı” adının verildiği toplulukta bu konumunu korumaktadır. Gerçekte de, Bacı, Bektaşi ya da Alevi kadınlara verilmiş addır. Bacılar, savaşa katılmayı bildiler ve genel olarak hiçbir zaman gölgeye saklanıp kalmadılar.

    Bilim dünyasının güzel insanlarından Prof. Dr. Belkıs Temren, Bektaşi ve Alevi kültürünün kadına bakışını şöyle tanımlıyor:

    “Bektaşi ve Alevi kültürü, yaşam tarzının odağına insanı koymuştur. Kurallar cinslerin ikisini de kapsamaktadır. Cins ayrımı yapılmadan Alevi kültüründe Tanrı herkesin Tanrısıdır, ibadet herkes içindir, bu nedenle kadın erkek beraber ibadet eder. Bektaşi ve Alevi kültürünün kadınlara 700 yıldan beri sunmakta olduğu hakların, tabana yaygınlaştırabilmesi ancak Cumhuriyet´in duyurusuyla gerçekleşmiştir. Bektaşilerin Cumhuriyet´in duyurusunu büyük sevinçle karşılamalarında, alıştıkları yaşam tarzının Cumhuriyet ilkeleriyle örtüşmesinin payı büyüktür.”

    İrene Melikoff, ödüllü yapıtı, Hacı Bektaş Efsaneden Gerçeğe´de, Bektaşilik için şöyle diyor:

    “Bektaşilik-Alevilik bir din değil, fakat az ya da çok eski gelenek ve inanç bağları ile birlikte, kökeni boylara uzanan bir yaşam biçimine dayalı sosyal bir olgudur. Bektaşiliğin incelenişi de bir inanma sorunu değildir; her şeyden önce öğrenme, çözümleme ve anlamaya çalışma sorunudur.”

    Alevi Kadın Tiplemesi
    Alevilik konusunda derin bir bilgi birikimine sahip olduğumu söyleyemem. Alevi bir baba ve annenin öğretileriyle büyüdüm. Babam beni sözle, annem deyişlerle eğitti. Çünkü ikisinin de kaynakları zengindi. Sözleri, deyişleri, nefesleri çoktu, sözlerini ve türkülerini güçlendiren müzik âletleri vardı. Halay halkasında ya da semahta kadın erkek yoktu, canlar vardı. O nedenle her ikisinde de eşitlik egemendi. Üstünlüğe, anlamsız yarışa başvurulmazdı. Böylesi ortamda canlar, barışa, sevgiye, üretime kanat çırparlardı.

    Alevi bir ailenin kızı olarak büyüdüm. Öğretmenim babamdı. Yaşamında hiç okula gitmemiş; okuma yazmayı askerlikte öğrendim demesine karşın; yine de adını soyadını zor yazıyordu. En büyük amacı çocuklarını okutmaktı. Çocuklarını yetiştirirken; erkek-kız ayrımı yapmazdı. Ağabeylerimin ve benim eğitimimde farklılık yoktu. Onların yaptığı her şeyi benim de yapmamı ve öğrenmemi isterdi. Oturduğumuz varoşta kızını ilkokula gönderip komşulara örnek olan babaydı. Büyüdüğüm mahallede okula ilk giden kız çocuğu bendim. Babamı örnek alanlar her yıl artıyordu. “Kız erkek demeden çocuklarımızı okutmalıyız. Hele kızlarımızı oğullarımızdan daha çok okutmalıyız. Erkek çocuğu sokağa bırakırsan ekmeğini taştan çıkarır. Kız çocuğu öyle midir? Eğitimsiz insandan her türlü kötülük beklenir. Eğitimli insanı kim kandırır. Kim onu kötülüklere bulaştırır.” derdi.

    Babamla annem eğitirken, çaktırmadan bir işbölümü yapmışlardı sanki. Babam, dik duruşu, onuru, yalansız dolansız olmayı; annem, “İncinsen de incitme” sözünü anımsatarak barışı, sevgiyi ve saygıyı aşıladı. Annem sıkça; “Gel ha gönül havalanma / Engin ol gönül engin ol” türküsünü çığırır babam da sözle tamamlardı. “Engin olmak zenginliktir” derdi...

    Babam sözle eğitirken, yiğitlik duygusu aşılardı. Alevilerde var olan bir sözü hep anımsatırdı: Aslanın dişisi de aslandır. Pir Sultan´ın direnişçi özünü çok severdi. Onun kadınlar için söylediği bir dörtlüğü hep söylerdi:

    Gel benim ey güzel servi çınarım
    Yüreğime ateş düştü yanarım
    Kıblem sensin, yüzüm sana dönerim
    Mihrabımdır kaşlarının arası...
    Tüm Aleviler gibi babam ve annemde bizlere çocukken Alevilik aşılamadılar, ceme gitmeyi bile isteğimize bıraktılar. Bizlere sevgiyi, hoşgörüyü ve paylaşımı, kendimizi anlatmayı öğrettiler. Alevilerin üç güzeli saz, söz ve semahla büyüdük.

    Alevilerin yaşam biçiminde tek evlilik esastır. Boşanan erkek ve kadın düşkündür. Yol düşkünü olur. Ceme alınmaz. Karısını boşayan erkeğe katı kurallar uygulanır. Oysa, kocasını haklı nedenlerle boşayan kadına daha hoşgörülü davranılırdı. Buna karşın çok eşliler azımsanmayacak sayıdadır. Yine de özü korumak boşanmamaktır. Kentlilik olgusu geliştikçe Aleviler de bu konularda daha hoşgörülü davranmaya başladılar.

    Aleviler eşitlik ilkesinde baktıkları için çocuklarını sayarken; “İki çocuğum var, üç de kız” demezler. Aleviler, beş çocuğum var diyerek hiç düşünmeden yanıtlarlar. Kız çocuğunu kurtarmanın yolunun eğitimden geçtiğine inanırlar. Anadolu´da yatılı okullara giden kızların çoğunluğunun Alevi çocukları olduğu bir gerçektir.

    Alevilerde musahiplik kurumu vardır: Yol kardeşliği anlamında kullanılır. Bu kardeşlik kan kardeşliği, kan yolu ile olan akrabalık dışında kurulan sosyal-toplumsal bir akrabalıktır. Kan bağına dayanan akrabalık, bir anlamda zorunlu bir akrabalık iken, bu türdeki akrabalık tamamen gönüllülük esasına dayalı bir akrabalıktır.

    Musahip ailelerin çocukları, birbirleriyle evlenemezler. Bu kardeşlik, dostluk ve insanların barış içinde yaşamalarına yardımcı olan bir kurumdur. Evlenen çiftler, başka evli çiftlerle musahiplik kurarlar. Bu kurum günümüzde de kırsal kesimde önemini korur. Kentlerde musahplik kurumuna fazlaca rastlanmamaktadır.

    Alevilikte kadınları dövmek (ince ya da kalın çubukla) bir hak olarak görülmez. Alevilerde kadın dövülmez mi? Tabii ki dövüldüğüne rastlanır. Çünkü erkek egemen toplum birbirine benzer ve etkilenir. Bu, kültürel durumla aşılan bir konudur. Önemli olan şudur: Alevi erkeklerine kadınları dövme hakkı verilmemiştir.

    Alevi kökenli olmak benim için yaşamı algılamak bakımından bir zenginlik kaynağı sayılabilir, ama hiçbir zaman bu unsurları siyasî kimliğimle ön plâna çıkarmadım. Köklerimi besleyen Anadolu suyu, gerek siyasal, gerekse sendikal yaşamda geniş kitlelere ulaşıp onlarla diyalog kurmama yardımcı olmuştur.
     
    kigi12 bunu beğendi.
  2. alevi_kızı

    alevi_kızı Daimi Üye

    Kayıt:
    22 Eylül 2008
    Mesajlar:
    639
    Beğenilen Mesajlar:
    3
    Gel benim ey güzel servi çınarım
    Yüreğime ateş düştü yanarım
    Kıblem sensin, yüzüm sana dönerim
    Mihrabımdır kaşlarının arası...

    emegine yüregine saglık can bu güzel azıyı bizimlepaylaştıgın için tşkler..
     
  3. sanem_62

    sanem_62 Daimi Üye

    Kayıt:
    28 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.162
    Beğenilen Mesajlar:
    61
    Kadının Alevi hizmetlerindeki değeri ve duruşu ,Gerçekten Anlamlıydı Emeğine sağlık cAn Teşekkürler...
     

Sayfayı Paylaş