|
|||||||
|
Forumda Yeni Mesaj Var. |
Saniye sonra üye olma sayfasına yönlendiriliyosunuz
![]() |
|
|
LinkBack | Seçenekler | Stil |
|
|
#11 (permalink) | |
|
Alıntı:
sana şu şekilde cevap vermek istıyorum eren sen ABDULLAH Çifçi kimdir bilirmisin. Biliyorsan sorun yok ama Bilmiyorsan ben sana kısaca acıklayayaım. ABDULLAH Çifçi, 1938-1939 yılları arasında Dersim Hozat Piyade Birliği 2. Tabur'da görevli isyanın en Acımasız ve gaddarca bastırıldığı dçnemde emir eri olarak görev yapan ve 112 yaşında iken 2007 yılında vefat eden bir vatandas. Ölmeden bir hafta önce Dersim harekatıyla ilgili olarak bıldıklerını anlatmıs ve 1 hafta sonrada vefat etmiştir. Simdi sana şunu sorayım anlamda Ölümü yaklasmıs olan bir kisi bıldıklerını Vicdan azabından dolayımı yoksa birini kotulemek ıcın mı Açıklar sen karar ver. Özellikle harekat emrini Atatürk vermedi İsmet İnönü verme derken ben bunu birinin fıkırı olarak değil Abdullah cıfcının anlattıklarına ıstınaden söyledim. Son olarak aşağıda abdullah cıfcının anlatıkları! inanmak ınanmamak sana kalmış sonuçta herkesin fikri ve Düşüncesi farklı olabilir saygı duymak gerekir. 69 YIL SONRA KONUŞTU Dersim isyan önderi Seyit Rıza yakalanmış, Elazığ'a götürülmüştü. Jandarma Karakolu yanındaki meydana getirildiğinde sonradan Dışişleri Bakanı ile veda etti Sabri Çağlayangil'e döndü. Sehpaları görünce durumu anlamıştı. Çağlayangil'e 'Sen Ankara'dan beni asmak için mi geldin? "Diye sordu. Sorusu yanıtsız kaldı. Son sözü soruldu. 'Kırk liram ve Saatim var, oğluma verirsiniz' dedi. Sonra meydana çıkarıldı. Hava soğuktu ve etrafta kimseler yoktu. Ama O, meydan insanla doluymuş gibi sesizliğe ve boşluğa hitap etti: 'evladı Kerbela'yız. Günahsızız. Ayıptır. Zulümdür. Cinayettir. Sözleri meydanda yankılandı. Söyleyeceklerini bitirdikten sonra dimdik yürüdü, kendisini asacak celladı itti. İpi boynuna geçirdi. Sandalyeye ayağıyla tekme vurdu ... Yalnız mağdurlar konuşmuştu Dersim Katliamı'nı yazan tüm tarih kitapları yukardaki bu anekdota apayrı bir yer ayırır. Bu öyle bir anekdottur ki, okuyan herkesi etkilemiş ve düşündürmüştür. Çünkü Dersim'de 1937-1938 yılları arasında yaşananlar, hala okuyanı etkilemeye, hala dinleyeni gözyaşlarına boğmaya devam etmektedir. Ancak bu hikaye ve anlatımlarda eksik bir bölüm vardı. Ne yazık ki bugüne kadar sadece hep mağdurlar konuştu. Sadece mağdurlar hikayelerini anlattı. Soykırımın yürek Burkan hikayeleri hep onların ağzından dinlenildi. Peki ya soykırımda yer alanlar? Soykırımı gerçekleştirenler? Onlara ya, ya da konuşmak istemediler ulaşılamadı. Böyle olunca da Hikayenin bir tarafı hep muğlak ve belirsiz kaldı. Konuştu ve öldü Ancak bu muğlaklığa ve belirsizliğe 112 yaşındaki Urfa Birecik'li Abdullah Çiftçi son verdi. Çiftçi, 1938-1939 yılları arasında Dersim Hozat Piyade Birliği 2. Tabur'da erdi. İsyanın en Acımasız bastırıldığı dönemde, isyana kaynaklık eden en stratejik bölgede emir kulu olarak görev yaptı. İsyanda yaşadıklarını ölümünden sadece bir hafta önce 69 yıl sonra 112 yaşına geldiğinde anlattı ve anlatımlarının kameraya kaydedilmesini istedi. Çiftçi katliamda yaşadıklarını anlattıktan bir hafta sonra, 3 Ocak 2007 tarihinde yaşamını yitirdi. Çiftçi, kamera kaydında Hozat'taki ilk günlerini şöyle anlatıyor: 'Dersim'e gittiğimizde Hozat'ta cepheye verdiler. Görev yaptığım birimin ismi Hozat Piyade Birliği'ydi. Bölüğümüzün çoğunluğu Urfalı'ydı. Askerler hep Kürttü. Sarp bir Coğrafyası vardı. Dağlar çok yüksekti, Tıpkı Ağrı Dağı gibi. Erkekleri hayvan derisinden çarık giyerlerdi. Ne kar bilirlerdi, ne soğuğu. Çok dayanıklı ve güçlülerdi. Üzerimize taş atarlardı Abdullah Çiftçi'yi en çok etkileyen şey operasyonlarda yaşadıkları olmuş. Çiftçi, sırasında köylülerin silahla değil, taşlarla kendilerine karşı savaştıklarını anlatıyor Operasyonlar: 'Kış mevsimiydi. Köylere operasyona çıkıyorduk. Operasyona gittigimiz köyleri önce çembere alırdık. Bu sırada köyün çevresine yerleşen isyancılar üzerimize taş atıyorlardı. Atılan taşlar Ciga sebep oluyordu. Çığ yüzünden çember dağılır, düzenimiz bozulur, zayiatlar oluşurdu. Bazen 100 askerin olduğu olurdu çığ yüzünden. Operasyonlar sırasında çatışmalar da olurdu. Bazı günler 10 isyancıyı ölü olarak ele geçirirdik. Hayvanları kesip yerdik Abdullah Çiftçi, dağ başlarına operasyona çıkan askerlerin yiyecek ihtiyacının nasıl karşılandığına da açıklık getiriyor ve şunları söylüyor: 'Gıda sorunumuz yoktu. Ahırlardan binlerce inek çıkardı. İnekler küçük memeliydi. Onların hayvanlarını kesip yiyorduk. Onların köpeklerini, eşeklerini serbest bırakıyor, geri kalan hayvanları kendimize alıyor, sonra da evlerini ateşe veriyorduk. 2 yıl böyle sürdü. Abdullah Çiftçi, köy baskınları sırasında yaşanan Katliamları ise ayrıntılı şekilde anlatıyor. İşte Çiftçi'nin anlattıkları: 'Operasyonlar günlerce sürerdi. Köylere gittiğimizde köyün yetişkin erkekleri kaçardı. Sadece çocuklar ve kızlar kalırdı köylerde. Ambarlarını, ahırlarını ateşe veriyorduk. Sonra onların çocuklarını, kızlarını, kadınlarını hepsini ağır makinalı silahların önlerine verip öldürüyorduk. Kanlari sel gibi akıyordu. Kimseyi dinlemiyorduk. Tuttuk mu bırakmazlardı, öldürürlerdi. Çocuklar birbirine sarılırdı Çiftçi, özellikle bir bölümü anlatırken gözyaşlarına hakim olamıyor: 'Allah kimseye göstermesin gördüklerimi. Müslüman Müslüman'ı vuruyordu. Çocuklar birbirlerine sarılırlardı. Candi, ne yaparsın. Sonra çığlıkları gökyüzüne yükselirdi. Kanlari sel olup akardı. O Çığlıklar hala kulaklarımda, bir türlü Gitmiyor. Türk köyüne dokunmadılar Çiftçi'nin Anlatımları Katliam sırasında yaşanan çifte standardı da gözler önüne seriyor: 'Hozat'ın karşısında bir köy vardı. Ona dokunmazlardı. Türk köyü olduğu söyleniyordu. Operasyona gittiğimizde komutanlarımız sadece köyün içine girerlerdi. Bizim girmemize izin vermezlerdi. Kendileri bizzat sağ olanları çıkartırlardı. İnönü Vurun dedi Çiftçi, Katliam emrini kimin verdiğini de açıklıyor. Çiftçi, Katliam emrini Atatürk'ün değil İnönü'nün verdiğini söylüyor: 'Niçin katlettiğimizi bilmiyorum. Askere gitmedikleri söyleniyordu. Kürtler miydi, gavurlar mıydı bilmiyorum. Savaşıyorduk. Onlar bizi, biz onları öldürüyorduk. Atatürk savaşın çıkmaması için çok çabaladı. Atatürk kırmadı, Atatürk öldükten sonra İnönü dedi ki Vurun. 38'de isyan tamamen bastırıldı. Ben gördüm Peki, İbrahim Çiftçi olaylardan sonra vicdan azabı duymuş muydu? İşte Çiftçi'nin soruya verdiği yanıt: 'Gördüklerim söylenmez ... Söyleyemem. Ama ben gördüm, yaşadım. Geçen yıllarda hocaya gittim. Hocaya olayları anlattım. Yalnız dedim ki namlumu kimseye çevirmedim. Onları vururken zorlanıyorduk. Ama elimizden bir şey gelmiyordu. Ne yapabilirdik ki. Ben rahatsız olsam ne yapabilirdim ki. Askerim ben. Köyleri hep yaktık yıktık. Bir kişi dahi sağ bırakmadık. Yaktığımız köy sayısı 10 kadardı. Hatırladığım köy isimleri Karaoğlan, Ayvacık, Kadı köyleriydi. Hala Dersim'e giden askerlere soruyorum oraları. Hala o Köyler yıkıkmış ... ' Çığlık çığlığa uyanırdı, vicdan azabı içindeydi Abdullah Çiftçi'yi tanıyan herkes, Çiftçi'nin Dersim'de askerlikten döndükten sonra uzun süre içine kapandığını, kimseyle konuşmadığını belirtiyor. Oğlu Yusuf Çiftçi, babasının bazı geceler uykusunda konuştuğunu, bazen de çığlık çığlığa uyandığını söylüyor. Çiftçi, Babasına ilişkin şunları anlatıyor: 'Öleceğine yakın herkese Dersim'de yaşadıklarını anlatmaya başladı. Sık sık Allah kimseye göstermesin, gördüklerimi, yaşadıklarımı derdi. Dersim insanına çok yakınlık duyardı. Dersim'e askerliğe giden köy gençleri ile konuşur, oraları sorar, bilgi almak isterdi. Son olarak konuşacağım, kameraya alın dedi. Zaten konuştuktan bir hafta sonra da merdivenden düştü ayagini kirdi. Doktorlar ayağı düzelmiş dediler, ama kısa süre sonra yaşamını yitirdi. Çiftçi'yi yakından tanıyanlardan biri de Aşağı Karkutlu Köyü MUHTARI Ethem Polat'tı. Polat, Çiftçi'yi şöyle anlatıyor: 'Anlatınca dalar giderdi. 'Komutanlarımız Türktü ama asker ağırlık olarak Kürttü' derdi. Anlatırken sürekli duygulanıp ağlardı. 'Nasıl böyle bir şey oldu' deyip duruyordu. Sürekli 'anlatılmaz' diyordu. "Allah kimsenin başına vermesin 'derdi. Vicdan azabı içindeydi ... Dersim Katliamı Dersim İsyanı, 21 Mart 1937 gecesi başladı. İsyan kısa sürede genişledi. İsyanın genişlemesi üzerine devlet isyanı bir dizi harekat ile denetim altına almaya ve bastırmaya çalıştı. Özellikle Lac Vadisi ve Kutu Deresi bölgesinde binlerce kadın ve çocuk öldürüldü. Isyan sırasında 9 adet savaş uçağı kullanıldı. Köyleri bombalayan, Sivil Katliamlar gerçeklestiren Uçakları kullananlardan biri de Türkiye'nin ilk kadın Pilotu Sabiha Gökçen'di. İsyan sürerken 1937'de isyan lideri Seyit Rıza idam edildi. 1938'de bastırılan isyanda 90 bin Kürt katledildi. İsyandan sonra da Dersim ismi Tunceli olarak değiştirildi. Binlerce Dersimli de yerinden yurdundan edilerek sürgüne gönderildi. Dersim'de yaşananlar çok çevre tarafından Katliam olarak değil Soykırım olarak tanımlanmaktadır. Konu seyduna_34 tarafından (03-09-2010 Saat 09:02 ) değiştirilmiştir.. |
||
|
|
|
|
|
#12 (permalink) |
![]() |
Canlar bu katliamı kimse inkar etmiyor.Benim bildiğim kadarıyla,atatürk dersime gitmiş fakan zamanın şıhları insanları kışkırtarak (bizi yerimizden yurdumuzdan edecekler,bizi yok etmeye uğraşıyorlar dıyerek )atatürkü dersime sokturmamış,taşlarla kovmuşlar atatürkte birini görevlendirerek dersime gönderiyor,böyle bişey olmadığını anlar onları eğitve ısyanı bastırın dıyor ,başa çıkamayınca böyle bir olay gerçekleşiyor.Atatürkün olaydan ,oraya gidişten illaki haberi vardır ama sanmıyorum ki gidin hepsini öldürün yok edin desin.Böyle bir şeyi hiç bir zamanda kabul etmem.Kaldi ki bunun aslını hiç bir zaman öğrenemeyeceğiz ancak böyle kulaktan dolma sözlerle birbirimizi dolduruyoruz..Katliam hepimizin acısı biz önce insan diyenlerdeniz bizde yandık yakıldık bizde kıyımlara uğradık nasıl böyle bi olayı hak görelim.Ve Bu İnsanlar bizimle aynı yolda yürüyen,aynı inancı paylaşan,aynı savaşı veren insanlar..biz söylemekten çekindiğimiz korktugumuz zamanlarda bile dersim halkının her zaman cesurca bu yolu savundugunu cok ıyı bılıyoruz...Acı hepimizin acısı,vurulanlar yakılanlar biziz canlar...Birdaha Böyle bi acı yasamamk dileğiyle..
![]() Yeni düşler büyütüyorum. Düşlerimi katledenlere inat. Masallarda büyüttüğüm düşlerime küçük gelenlere inat. Şimdi tüm masallardan kaçıyorum, aslımı oynamak için. Mutlu sonla bitmeyecek hikâyemi masalsı düşlerden gerçeğin içine hapsediyorum. Yine varlığım büyüdükçe yokluğumun sığınağına ilerliyorum... Konu seyduna_34 tarafından (03-09-2010 Saat 12:00 ) değiştirilmiştir.. |
|
|
|
|
|
#13 (permalink) |
|
dostum gercekten iyi cevap vermissin hala zaza ile kurdu ayri tutan faaliyetlerin oldugunu bilmek bizi cok uzuyor ama bunu gelde anlat gecenlerde abim bile zaza ayri bir irk dedi ve bende sok oldum... ama sloganimiz bellidir
tek bir vatan istiyorum adi DUNYA tek bir irk istiyorum adi INSAN tek bir kaynak istiyorum adi SEVGI tek bir slogan istiyorum Adi YASASIN HALKLARIN KARDESLIGI !!!!!!!!!!! |
|
|
|
|
|
|
#15 (permalink) | |
|
Alıntı:
|
||
|
|
|
|
|
#16 (permalink) | |
|
Alıntı:
tokatlı kardeşim ben şimdi buradan büyüklerimiz ağzından duyduklarımı anlatmaya kalkarsam kimileri seneryo yazdığımı düşünebilir(bize göre değil tabi-tamamen gerçekler-gerçek olduğunu anlatanların başlamadan önce xızır ve onikiimamların adını verdiğini ve anlatırlarken binbir ruh haline girip çıktıklarını biliyoruz).. bu konuya son sözüm dersimden silah zoruyla veya psikolojik baskılar ile topraklarını atadiyarını terketmek zorunda bırakılarak, EDİRNE,KIRKLARELİ,TEKİRDAĞ,ÇORUM,SİVAS,BALIKESİR,B OLU,AYDIN,MANİSA ve daha adını bilmediğim yörelere gönderilen TÜM DERSİMLİLERE BİN SELAM OLSUN.. |
||
|
|
|
|
|
#17 (permalink) |
|
İKİ TUTAM SAÇ / DERSİMİN KAYIP KIZLARI
Yönetmen Nezahat Gündoğan’ın, Adıyaman, Dersim, Bursa ve İstanbul’da çektiği “İki Tutam Saç- Dersim’in Kayıp Kızları” adlı belgesel filmin galası 2 Mart’ta İstanbul Cemal Reşit Rey Konser Salonun’da yapılacak. 1937-38 Dersim katliamı ile birlikte ailelerinden alınarak rütbeli askerlere, subayla verilen kızlar, yıllar sonra bir belgesel film aracılığıyla aileleriyle buluştu. Nezahat ve Kazım Gündoğan’ın üç yıl boyunca yürüttüğü çalışmalar sonucunda bugün 80’li yaşlarını süren Huriye ve Fatma Hanımlar’ın askerler tarafından alınışları, travmaları, suskunlukları ve ailelerine kavuşma sürecini anlatan belgeselde, halen köklerini arayan başka kızlar ve kızlarını arayan başka ailelerin duyguları da perdeye yansıyor. Filmde evlatlık verilen kızlarla yapılan röportajların yanı sıra, şimdiye kadar gün yüzüne çıkmayan pek çok gerçek, belge ve fotoğraf da yer alıyor. Müziklerini Mikail Aslan’ın yaptığı, metinlerini Sema Kaygusuz’un yazdığı belgeselde seslendirmeyi oyuncu Jülide Kural yaparken, Şevval Sam da kendi bestesiyle yer alıyor. “Dersim’in Kayıp Kızları” belgesel oldu Nezahat ve Kazım Gündoğdu’nun üç yıl boyunca yürüttüğü çalışmalar sonucunda bugün 80′li yaşlarda olan Huriye ve Fatma’nın askerler tarafından alınışları, travmaları, suskunlukları ve ailelerine kavuşma sürecini anlatan belgeselde, halen köklerini arayan başka kızlar ve kızlarını arayan başka ailelerin duyguları da perdeye yansıyor. |
|
|
|
|
|
|
#19 (permalink) |
|
" Ali147 Nickli Üyeden Alıntı Mesajı göster
tek bir vatan istiyorum adi DUNYA tek bir irk istiyorum adi INSAN tek bir kaynak istiyorum adi SEVGI tek bir slogan istiyorum Adi YASASIN HALKLARIN KARDESLIGI !!!!!!!!!!!" komünizm propagandasına da gerek yok ama... zaza ile kürt ayrıdır. ben şu ana kadar bir zazanın bile ben kürdüm dediğini duymadım. hatta öyle deyince zaza kimliğini görmezden geliyorsun diye sinirlenenler bile oldu. her neyse kahrolsun faşizm ve kahrolsun komünizm! yaşasın dostluk! |
|
|
|
|
![]() |
| Etiketler |
| dersim, dersim isyani, gercegi, isyani |
| Seçenekler | |
| Stil | |
|
|
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Uğur Dündar'ın isyanı | Alevi_Kaptan | Güncel Olaylar | 9 | 07-27-2010 12:29 |
| dersim sarmısağı | ero | Faydalı Bilgiler | 9 | 02-10-2010 15:06 |
| PANEL : Dersim 38 | prkacin | Haberler ve Yorumlar | 1 | 12-08-2009 10:51 |
| DerSim DeRsim | sanem_62 | Genel Bölüm | 2 | 01-27-2009 20:17 |
| ...KARABASAN GERCEGi BiR GENCiN YASADIKLARI ... | ersan-tan | Korku Odası / İlginç Olaylar | 3 | 04-11-2007 18:18 |