Evdeki milyonları sıfırlamak. Cüneyt Özdemir.

0 oy
10 Mart 2014 Güncel Olaylar kategorisinde Özcan1 (460 puan) sordu
Evdeki milyonları sıfırlamak Türkiye'de milleti hala kapatarım, yaparım, ederimle tehdit edenler anlaşılan o ki Gezi sürecinde yaşananlardan hiç ders çıkartmamış. Başbakan Erdoğan bu milleti YouTube ve Facebook´a yedirtir mi bilmiyorum ama bu gidişle Başbakan´ı youtube ve facebook´da yayınlanan sesler ve görüntüler yiyecek gibi gözüküyor. Üstelik yeni çıkan yasalarla, kapatma tehditleri ile de bunları engellemek mümkün değil. Bugün twitter dahil sosyal medyayı kapatsanız ne olacak, sözlükler deli gibi çalışmaya başlar. Bütün sözlükler bir kaç saat içinde sosyal medyaya dönüşüverir. Hadi onları da kapattınız diyelim binlerce haber sitesindeki okur yorumlarını nasıl engelleyeceksiniz. Akıllı telefonlara indirilmiş binlerce app.´i nasıl kapatacaksınız. Hadi gözünüz iyice karardı onları da engellediniz, yahu Gezi olayları sırasında izledikleri korsan filmlerindeki çeviri altyazıları ile birbiri ile haberleşmiş, destek olmuş bir halktan bahsediyorsunuz. Dünyanın en çok internet kullanıcısının olduğu ülkelerin başında gelen Türkiye´de milleti hala kapatarım, yaparım, ederimle tehdit edenler anlaşılan o ki Gezi sürecinde yaşananlardan hiç ders çıkartmamış. Hadi kapatın bakalım sosyal medyayı… O zaman görün bakın evdeki milyonlar nasıl sıfırlanıyormuş, milyonlarca insan nasıl sokaklara dökülüyormuş! House Of Cards Beyaz Sarayda işlerin nasıl yürüdüğünü anlatan şahane bir dizi. Amerikanın en büyük djitial platformu Netfliks bizdeki d-smart blu gibi bir poltform. Her Türk devlet büyüyüğünün de seyretmesi gereken dizinin 2. Sezonu toplu halde yine bu platformda yayınladı. Bu dizinin son bölümlernide ilginç bir diyalog geçiyor. Senaryo icabı ABD Başkanı bizdekilerle kıyaslanmayacak kadar küçük bir iki skandal ile anılmaya başlanıyor. Bunun üzerine Kevin Spacy´nin canlandırdığı Başkan yardımcısı yeni bir strateji belirliyor. Başkanı devirmeleri gerektiğini zira toksik bir zehirlenme yaşandığını, eğer Başkandan kurtulamazlarsa hem iktidarı hem de partiyi kaybedeceklerini iddia ediyor. Tadınızı bozmamak için sonrası ile ilgili daha fazla spoiler vermeyeyim ama benim aklıma tam da bizim yaşadığımız şu süreç ve bu sürecin gizli kaybedeni geldi. Evet, 17 Aralık sürecinin gizli bir kaybedeni var. Adı tanıdık gelebilir; Abdullah Gül. Cumhurbaşkanı. Geleceğin potansiyel Başbakanı veya Cumhurbaşkanıydı. Türkiye´de farklı çevrelerden sempati topluyor, benim gibi iyi niyetli saf yazarlara günün birinde, Erdoğan´a alternatif olabilecek bir isim olabilirmiş gibi yazılar yazdıracak kadar umut vaad ediyordu. Monocle´a demeçler veriyor, uluslararası basını mükemmel İngilizcesi ile pek çok konuda Başbakan´dan daha ılımlı daha farklı düşündüğüne ikna edebiliyordu. Cemaate göz kırpıyor, basın danışmanı Ahmet Sever´in sevdiği sanatçılara, gazetecilere, bilim insanlarına köşkte yemekler veriyor ve farklı bir imaj çiziyordu. Ancak 17 Aralık sürecinde görüldü ki Köşkte kurulan bu itibar şatosu aslında iskambil kağıtlarından yapılmış bir kuleymiş. Abdullah Gül internet yasasını iki maddesini değiştirip imzaya gönderirken herhalde eski günlerdeki gibi herkesin kendisini alkışlayacağını, dış basının ‘demokrat´ kimliğine övgüler düzeceğini düşünmüyordu. HSYK yasasına şak diye imza atarken iskambil kağıtlarından yükselen o itibar şatosunu da elleriyle yıktı. Son olarak Başbakan´ın sosyal medyayı kapatma tehditine de karşıymış gibi başladığı bir demecinin devamında yine Başbakan´ın kapatma tehditine destek vererek bitiriyordu. Köşke bakıp Abdullah Gül´ün Erdoğan´ın gölgesinden çıkabileceğini düşünen birilerini görünce artık herkese benim gibi bir gülme geliyor sanırım. Tayyip Erdoğan´ın gölgesi Abdullah Gül´ün itibarını eritiyor. Buna da siyasi toksik zehirlenmenin bir başka versiyonu diyebiliriz. Düne kadar iyi kötü ‘devlet aklı´ gibi bir kavram vardı. O ‘akıl´ kimi zaman askerci oluyor, kiminde laik kimliği ile kök söktürüyor, kiminde CHP´nin güdümüne giriyor, kiminde ise cemaat kadrolarının egemen olduğu bürokratik bir çehreye bürünüyordu. Öyle ya da böyle yasalar uygulanıyor, mahkeme kararları tartışılsa da hayata geçiriliyor, siyasi irade nereye dümen kırarsa devlet bürokrasisi de o yöne hareket ediyordu. Son yaşanan Cemaat hükümet kavgasında gözden kaçan belki de en önemli ayrıntı bugün devlet bürokrasisinin kilitlenmesi oldu. Eski kadrolar tasfiye edildi, yerine gelen kadrolar dağıtıldı ve onların yerine ikame edilecek hazır kadrolar yok. Kaos kapıda… HAYRUNİSA GÜL RÖPORTAJI Bunca hengamede arada kaynamasın, geçtiğimiz ayın İstanbul Art News´ın kapak ropörtajında Köşkteki Fisrt Lady´miz Hayrunisa Gül vardı. Gül´le Murat Pilevneli ve Yasemin Bay konuşmuş. Hayrunisa hanım köşkteki çabaları, sanata yaklaşımı, resmi davetlerdeki yemek menülerindeki titizliği, köşkün sanat eserlerini restore etme çabalarını okurken takdir etmemek elde değildi. Bilmem böyle bir kavram var mı ama benim aklıma ‘işte gerçek bir devlet aristokratı´ gibi bir cümle geldi! Gelin görünki bizdeki devlet aristokrasi ne yazık ki monark aristokratlar gibi ebedi değil.. Yarın birgün Gül çifti köşkten ayrılıken Hayrunisa Gül´ün köşkte bırakacağı izlerin eşi Abdullah Gül´den daha fazla olacağını görünce gel de gülme! Kaynak; Cüneyt Özdemir. -Suç işleyen devlet adamlarını cezalandırmayan Halk,her zaman çökmeye mahkumdur* diye bir söz var! -Mızrak çuvala sığmayacak duruma gelirse, henüs çökmeğen Halk, sokaklara dökülür.

1 cevap

0 oy
11 Mart 2014 sanem_62 (44,560 puan) cevapladı
Evdekı mılyonları sıfırladıkları gıbı sanırım Gunahlarınıda sıfırladılar !!!
Hoş geldiniz, Alevilik hakkında merak ettiğiniz herşeyi sorabilir veya sorulan bir soruyu cevaplayabilirsiniz.
...